Bazen, eşyalarımda ya da aksesuarlarımda taşıdığım bir rengin verdiği his üzerime yapışır; bazen de o his üzerime gelsin yapışsın diye o rengi taşırım. Mesela, nar çiçeği ojelerimi ya mutlu olmak için sürerim, ya da mutlu olduğum için...
Bugün de ayağımda pembe-mor pullu babetler var. Sabahtan bakıp bakıp "bugün eğlenceli bir gün olacak" dedim. Olmadı.
Bazen, kendimi mutsuz edebilme gücüme şaşıyorum. Buna herkes muktedir; ama, ben gerçekten bu işte iyiyim! Hiç önemsemem gereken şeyleri beynimin ortasına yerleştirip, aslında hayatımda bundan bir sene önce olmayan kişilerin yaptıkları için üzülebiliyorum.
Öyle çok şey bekliyorum ki hayattan ve insanlardan, ve olmayınca öyle büyük hayal kırıklıkları yaşıyorum ki, girdiğim "batsın bu dünya" modundan çok, çok zor kurtulabiliyorum. Kendi kendime küsüyorum, tavır yapıyorum. Kimsenin bilmediği, umursamadığı ya da umursamayacağı kavgalar yaşıyorum kafamın içinde. Kuruyorum da kuruyorum, bekliyorum de bekliyorum...
Sonra da "off çok sıkıldım bu halimden, amaaan, neyse ne" deyip 180 derece tersine dönebiliyorum.
Aslında, çok fazla şey de beklemiyorum, biraz hassasiyet, azıcık empati. Bu kadar. Ama belki de, benim "bu kadar" dediğim şey çok kişi için "bu kadarı da fazla"dır... Bilemiyorum.
Belki de benim gerçekten bir tatile, buralardan uzaklaşmaya, "gerçek" arkadaşlara ihtiyacım var. Belki de yalnızca, kafamdakileri buraya döküp saçıp toplamadan kapıyı kapatıp çıkmaya... ikincisinin şimdilik yetiyor olması dileğim... bakacağız, göreceğiz.
Bugün bana ne morlar, ne pembeller ne de pullar payetler yetti. Belki bu çöplük, renklerin yapamadığını yapar.
Öyle umuyorum... ve yazıyorum...
Bugün de ayağımda pembe-mor pullu babetler var. Sabahtan bakıp bakıp "bugün eğlenceli bir gün olacak" dedim. Olmadı.
Bazen, kendimi mutsuz edebilme gücüme şaşıyorum. Buna herkes muktedir; ama, ben gerçekten bu işte iyiyim! Hiç önemsemem gereken şeyleri beynimin ortasına yerleştirip, aslında hayatımda bundan bir sene önce olmayan kişilerin yaptıkları için üzülebiliyorum.
Öyle çok şey bekliyorum ki hayattan ve insanlardan, ve olmayınca öyle büyük hayal kırıklıkları yaşıyorum ki, girdiğim "batsın bu dünya" modundan çok, çok zor kurtulabiliyorum. Kendi kendime küsüyorum, tavır yapıyorum. Kimsenin bilmediği, umursamadığı ya da umursamayacağı kavgalar yaşıyorum kafamın içinde. Kuruyorum da kuruyorum, bekliyorum de bekliyorum...
Sonra da "off çok sıkıldım bu halimden, amaaan, neyse ne" deyip 180 derece tersine dönebiliyorum.
Aslında, çok fazla şey de beklemiyorum, biraz hassasiyet, azıcık empati. Bu kadar. Ama belki de, benim "bu kadar" dediğim şey çok kişi için "bu kadarı da fazla"dır... Bilemiyorum.
Belki de benim gerçekten bir tatile, buralardan uzaklaşmaya, "gerçek" arkadaşlara ihtiyacım var. Belki de yalnızca, kafamdakileri buraya döküp saçıp toplamadan kapıyı kapatıp çıkmaya... ikincisinin şimdilik yetiyor olması dileğim... bakacağız, göreceğiz.
Bugün bana ne morlar, ne pembeller ne de pullar payetler yetti. Belki bu çöplük, renklerin yapamadığını yapar.
Öyle umuyorum... ve yazıyorum...