bloglar
bloglar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pembe Dünyam 4 Yaşında Bölüm-1: Konya ve Etkinlik


15 Mayıs 2018 Salı

Geçen Cumartesi günü çok sevgili Ümran'ın (Pembe Dünyam) daveti ile hem blogunun 4. yaşını hem de anneler gününü kutlamak üzere Konya'ya gittim. Kendisine bir kez daha güzel daveti için çok çok teşekkür ediyorum! Bu yazımda biraz Konya'dan, biraz etkinlikten bahsedeceğim. İkinci yazım ise, sponsorların bizler için seçmiş olduğu ürünlere ait olacak. 

Ankara'dan Konya'ya gitmenin en rahat ve ucuz yolu hızlı trenmiş kesinlikle. 1 saat 50 dakikada hiç sarsıntısız (eyeliner çekebildim trende, o kadar sarsıntısız), müthiş konforlu bir şekilde Konya'ya ulaştık. İkramları gayet güzeldi. Multimedya seçeneği ile sıkılmadan da seyahat ediyorsunuz. Gerçekten arabayla gitmeye hiç gerek olmadığını düşünüyorum, bayıldık! Konya'ya etkinlik saatinden 1,5 saat önce vardığımız için fazlaca gezmeye vaktimiz olmadı; ama, tabii ki Mevlana Müzesini atlayamazdık. Müzeyi ve etrafını gezdikten sonra Hacı Şükrü'de de nefis tandırımızı yedik (Allahım Türk yemekleri neden bu kadar güzel ve kalorili?!).




Etkinliğe tam saatinde yetiştiğimde havalı moda bloggerlarımız kombin çekimlerine başlamışlardı bile. Ümran o gün hepimizin kırmızı bir parça taşımasını rica ettiğinden, ben de geçen sene @nisantasibutikizmir den almış olduğum karpuzlu tshirt ve kırmızı pantolon takımımı giymiştim. Gittiğimde Ümran'ın üstünde de Madame Moss'tan seçtiği kırmızı pantolon ve yeşil bluzu vardı. İkimiz de bu karpuz uyumuna bayıldık ve Nilgün'e boool bol fotoğraf çektirdik (ve evet hemen hepsini de burada paylaşacağım :))) )! Tüm fotoğraflar için kendisine teşekkür ediyorum!

Tshirt ve pantolon: Nişantaşı Butik İzmir
Fular: LCW
Sneakerlar: Desa

 


Evet, Ümran zayıf, uzun ve bunların doğal sonucu olarak gıcık bir insan :)))
Gün ışığından yararlanıp kombin çekimlerimizi yaptıktan sonra Konya Anemon Otel'in Ikon salonuna geçtik. Otelin lobisinden ve bahçesinden ayrılasım da gelmedi aslında. Bahçesi havadar ve yemyeşil. Lobisi ise oldukça aydınlık, şık ve konforlu. Bir de, otele check-in yaptırdığınız saatte check-out yaptırabiliyormuşsunuz. Yani "odanızı 15:00'te teslim ederiz, ama siz çıkarken 10:00'da çıkmak zorundasınız" sevimsizliği Anemon'da geçerli değilmiş. Ne güzel, değil mi? Türkiye'nin pek çok şehrinde de bulunan otel, bundan sonraki yurt içi seyahatlerimde konaklama ararken ilk baktığım yer olacak. 

Foto: @little_butterfly_blog

Sevgili İlknur ile (@sihirlimavi)




Ikon salonu ise küçük ama hoş bir salondu. 10 kişilik bir ekip için oldukça yeterliydi. Ümran salonu güzel düzenlemişti ve bize de sürpriz yaparak Konya'nın meşhur etli ekmeğini ikram etti! Salon Düş Organizasyon tarafından süslenmişti ve Tuğçe Hanım hepimize de isimlikler, minnoş birer kurabiye, ve hediyelikler hazırlamıştı. Logo, tasarım, ve süslemeleri çok hoş bulduğumu söylemeliyim. 



Üstü kozmetiklerle süslü pembiş pastamız ise Eymen Butik Pasta'nın ellerinden çıkmıştı. Pastanın görünüşü kadar, tadı da harikaydı. Hafif limon aromasını da aldığımız beyaz keki ve çikolata parçalı kreması oldukça hafifti. Ben tüm yediklerimin üstüne koca bir dilim pastayı da götürdüm (ki fotoğraflarda da yediğimi saklamadığımı fark etmişsinizdir!).

Foto: @nilgun_ozen_aydin

Foto: Ben :)

Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla bir araya gelmek, yazıştığım ama bir türlü karşılaşma fırsatı bulamadıklarımla buluşmak oldukça keyifliydi benim için. Hepimizin neşesi de fotoğraflara yansımıştır diye düşünüyorum. Bir sonraki yazım etkinliğin ürün sponsorları ile ilgili olacak. Tüm ürünlerden de kısa kısa bahsetmeyi planlıyorum. 


Etkinlikle ilgili benim ve diğer arkadaşlarımın tüm paylaşımlarına #iyikiannemecekmisim ve #pembedunyam4yasinda hashtaglerinden ulaşabilirsiniz. 

Bir sonraki yazıya kadar hoşçakalın!









Ya Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?


16 Haziran 2017 Cuma

Uzunca bir süredir kozmetik ve yaşam blogları gerek bloglarında gerek sosyal medya hesaplarında bazı şikayetler ve sitemler görüyorsunuz. Bizler yani blog yazarları istedik ki bu durumu tek bir yazıda toplayalım, sorunu ve kaynağını anlatalım.

Öncelikle belirtelim; bizler marka gönderisinden çok kendi aldıklarımızı bloglarında yazan blog yazarlarıyız. Yani bu yazıyı yazma cesaretini gösteriyorsak ki bu nokta çok önemli, blogumuz biz istediğimiz için var ve var olacak!

Uzun bir süre aktif blog yazarları olarak olayları uzaktan izledik. Blog yazmayı kolay zannedenler ticari veya en azından çıkar amaçlı blog açıyorlar. Hatta blog demeyelim, instagram hesabı açıyorlar ve kendilerine blogger diyorlar. Üzerine son zamanların en moda hadisesi takipçi satın alıyorlar. Bir bakıyorsunuz 2 aylık bir instagram hesabı 40 bin takipçiye ulaşmış. Çözünürlüğü iyi fotoğraflar, hatta bazen yabancı bloggerlardan aldıkları fotoğraflar ile “dostlar iş başında görsün” mantığı ile paylaşım yapıyorlar. Ardından markalara yazmaya başlıyorlar, tanıtmak için ürün istiyorlar. Zaten instagram hesaplarını açar açmaz profillerine ekledikleri bir not var: “Reklam ve iş birlikleri için DM” Yani amaç baştan belli sizce de öyle değil mi? Ve bazıları blog nedir, blog nasıl yazılır haberi yok. İçlerinde instagramın gerçekten blog olduğuna inananlar var biliyor musunuz?.

Bu şekilde bir yol izleyerek hem gerçek blog yazarlarının emeğini hiçe saymış oluyorlar hem ‘blog yazarlığı’ vurgusunu kötüye kullanıp lekeliyorlar. Olay bununla da sınırlı değil. Markaların ‘denemeleri ve yazmaları’ için gönderdiği ürünleri satmaya başlıyor kimileri. Yani olayın ticari boyutuna kısa yolla ulaşıyorlar.

Peki bu durumda sadece kendini blogger zanneden ve etrafındakileri inandıranlar mı suçlu? Bunların hesaplarını incelemeyen ve “ben bloggerım" dediğinde “hani senin blogun?” diye sormayan firmaların hiç mi suçu yok? Aslında bakarsınız suçları hiç azımsanmayacak ölçüde. Onlar bu blog yazmayan ve takipçileri gerçek olmayan hesaplara ürün gönderip, ürünlerin akıbetini bile sormayınca ne oluyor? “Bu iş ne kadar kolaymış” diye düşünen meraklı insanlar da açıyorlar bir instagram hesabı, alıyorlar takipçiyi başlıyorlar firmalara yazmaya. Belki onlara da gelir öyle değil mi?

Bu arada emek veren blog yazarları ne yapıyor dersiniz? Sırf bu işi severek yaptıkları için, blog yazarken paylaşım yaparken mutlu oldukları için ceplerinden para verip o markaların ürünlerini almaya devam ediyor. Evet bir çoğu bunu yapıyor.

Sizce firmalar neden böyle yapıyor? Ürünleri yazmayan tanıtmayan hatta blog bile yazmayan insanlara neden ürün gönderiyorlar? Bizler nasılsa gidip o ürünleri alıp, kullanıp yazıyoruz. O kişiler bedava olmazsa almıyor. Sebep bu olabilir mi? Biz mantıklı bir gerekçe bulamadık. Bizler blog yazarı olarak, birer tüketici olarak blog yazarları kimdir, ne kadar samimidir bir iki defa okumakla anlayabiliyorsak koskoca PR ekipleri bunu neden anlayamıyor? Çalıştıkları markayı aşağı çekmek hoşlarına gitmez ama ürün gönderdikleri insanlar instagram hesaplarında bile ürünü yorumlamazken nasıl bir sonuca varmayı düşünüyorlar dersiniz? Peki PR işlerini instabloggerlara veren markalara ne dersiniz? Bol bol soru işreti konulacak cümleler kurmak mümkün bu paragrafta… Bir de bu soru işaretleri oluşturan markalar yanında nokta atışı yapan muhteşem firmalar da var. Onları da yürekten tebrik ediyoruz.

Bir sorun da nedir biliyor musunuz? Firmaların uyarılara duyarsız olması! Ya cevap verilmiyor, ya geçiştiriliyor. Bazı markaların ‘blogger toplantısı’ adı altında bir organizasyon yapıp katılımcıların yarısından çoğunun blogu olmayan makyaj sever instagram hesabı olması ayrı bir konu zaten.

Bu noktada hemen vurgulayalım; markaların denemesi için ürün gönderdiği çok kıymetli blog yazarları da var. Ve bizler onların yorumlarını fazlası ile önemsiyor ve ilgi ile takip ediyoruz.

Bu yazıyı hep birlikte hazırlayıp yayınlamadan önce çok düşündük. İlk soru 'acaba tepkimiz işe yarar mı?’ Evet okuduğunuza göre yazıyı yayınlama kararı aldık. Hiç bir işe yaramasa da, ürün incelemeyi değerlendirmeyi bilmeyen, amacı çok farklı olan insanlarla iş birliği yapılmaya devam edilse de, bizim çizgimiz net! Bugüne kadar ne yaptıysak o şekilde devam etmeyi planlıyoruz. Ya siz olsaydınız ne yapardınız?



Not: Bu yazıyı görüp paylaşmak isteyen blog yazarlarının, detaylıca anlayarak okumasını rica ediyoruz. Yazıda altını dolduramayacağı özelliklere sahip birinin bu yazıyı yayınlaması doğru olmaz. Mesela bloguna düzenli yazı girmeyen veya blogu sadece hediye ürünlerle dolu olan bir blog yazarı lütfen bu yazıyı yayınlamasın. Bizler gibi düşünen yazarların bu yazıyı paylaşması hepimizi mutlu eder. Bizler doğru yolda olduğumuzu biliyoruz ancak yazının çok fazla blogda yayına girmesi bizim tavır ve tepkimizin doğru olduğunu çok fazla insana ulaştırır.

Sağlıcakla…







2016'nın Sonuna Yaklaşırken Makyaj Malzemesi Düzenim...


30 Kasım 2016 Çarşamba

Sevgili Elit Salem Cadısı Nisa kendi makyaj düzeninden bahsettiği yazıda beni de etiketleyip düzenimi sormuştu. Benim tüm makyaj malzemelerim banyomdaki Ikea-Alex 9'lu çekmecenin içinde ve üstündeki pleksiglass düzenleyicilerde bulunuyor. Yer ve ışık dolayısıyla güzel fotoğraflar çekememiş olsam da, hem Nisa'cığıma yanıt vermek, hem de blog arşivinde bulunması için yazıyı sizinle de paylaşmak istedim...

Duvarda asılı çerçeve sevgili arkadaşım Gamze'nin el emeği ❤ @hobidich

Alex 9'lu çekmecenin üstünü sık kullanılan (bitirme projesi) ürünler ve fırçalarla dolu akrilik düzenleyicilere ayırdım. Böylece sabahları makyajımı daha hızlı yapabiliyorum.


Alex çekmecenin en üst gözünde allıklarım (solda ve önde), aydınlatıcılarım (sağda) ve en arkadaki (görünemeyen) gözlerde ise bronzer ve kontür paletlerim var. Bu çekmeceye daha fazla hiçbir şey sığdıramayacağım ama dışarıda bir kutunun içinde fotoğraflarının çekilmesini bekleyen 2 allık, 1 de kocaman kontür paletini ne yapacağımı kara kara düşünmekteyim! 


Alex'in ikinci çekmecesinde ise fondötenler (solda), kapatıcılar ve pudralar (sağda) ve bazlar (önde) yer alıyor. Ayrıca LR Anti-age Zeitgard kırışık karşıtı masaj cihazını ve serumunu da bu çekmecede tutuyorum. 


Alex'in üçüncü çekmecesinde kalem rujlar (solda), likit rujlar (sağda) ve dudak kalemleri (önde) ikamet ediyor :) Likit rujlarımı bu kadar üst üste dizmesem daha rahat göreceğim ama uygun bir çekmece içi düzenleyici bulamadım henüz...


Alex'in dördüncü çekmecesinde ise farlarım ve ufak far paletlerim bulunuyor. Soldaki gözde krem ve likit farlar, sağdaki gözde tekli sıkıştırılmış toz farlar, ön gözde ufak paletler ve pigmentler, yanda ise yine ufak paletler mevcut.


Beşinci çekmecede göz kalemleri ve eyeliner/diplinerlar, kaş kalemleri, takma kirpikler, kirpik kıvırıcım, kalemtraşlar ve kalem farlar yer alıyor. Kalem farlarda en sevdiğim tonun ne olduğu anlaşılıyordur diye düşünüyorum...


Altıncı çekmecede ise tırnak bakım, manikür & pedikür ürünleriyle ayrı bir kutuda da maskaralarım bulunuyor. O rimel stoğu nasıl erir bilmiyorum; gerçi bu ara hangi rimeli açsam inanılmaz hızlı kuruyor...


Yedinci çekmece en sevdiklerime ev sahipliği yapıyor: rujlar!!! Bildiğimiz, normal formdaki rujlarımı yine düzenleyicilere yerleştirdim ki nerede ne var rahata görebileyim. NYX Soft Matte'lara ayrı bölme yaptım; renk tonuna göre sıralamak hoşuma gitti. Öndeki bölmede ise yine NYX ve Burberry var. 


Alex'in sekizinci çekmecesi de yine göz bebeklerimden birine, büyük far paletlerine ait. 15'li MAC paletim, Naked, Nude Dude, Pink Elly's, Revolution, NYX Ultimate, Zoeva, Miss W... tüm paletlerim burada!


Ve geldik dokuzuncu ve son çekmeceye. Tüm ojelerimi, takma tırnakları, tırnak süsleme aletlerini bu çekmeceye doldurdum; arada Rüzgar da renklerine bakıyor :) Aslında şu oje raflarını pek çok seviyorum; ama, evde yer yok (yer olsa da iki erkek çocuğu ile o düzenek fazla iddialı). Çekmece de işimi görüyor. 


Tüm bunların dışında bir de makyaj çantamın içinde olup sürekli yanımda taşıdıklarım var... Ten makyajımı arabada yaptığım için, bitirme projemdeki bu ürünler genelde bu düzenleyicilere grremiyor; makyaj çantamda yaşıyorlar.


Aslında bu yazıyı hazırlarken evde epeyce bir temizlik yaptım ve bir koli malzemeyi de kullanılmak ve dağıtılmak üzere anneme ilettim. Bir ara gözüm doyacak diye umuyorum!

Evimizde yaşanan renkli kozmetik çılgınlığından bir kuple okudunuz, esen kalın! Bir de bana  daha iyi bir "çekmece içi düzenleyici" alternatifi sunabilecekseniz, yorum kısmına yazmayı lütfen unutmayın ❤







Rival de Loop Young Little Paradise Illuminating Powder || Aydınlatıcı Pudra -01 Glowing Butterfly


7 Eylül 2016 Çarşamba

Rival de Loop Young markası Rossmann'ın Rival de Loop markasının daha genç ciltler için üretilen bir serisi. Her ürünü bana hitap etmese de, arada çok başarılı işler çıkarıyorlar. Bilhassa ambalaj açısından albenisi oldukça yüksek hepsinin. Sevgili İrem'ciğim de, bana bu tatlı aydınlatıcıyı hediye ettiğinde ne kadar sevineceğimi eminim ki biliyordu. Cicili bicili şeyleri ve aydınlatıcıları çok seven biri olarak zaten dışını ve içindeki gökkuşağı renklerindeki aydınlatcıyı gördüğümde bayılmamam imkansızdı! 


RdeL Young'ın yazın çıkardığı Little Paradise koleksiyonuna ait bu aydınlatıcı pudranın başka rengi var mı bilmiyorum; ama, bendeki rengi 01 Glowing Butterfly. Benim çok merak ettiğim gökkuşağı aydınlatıcılardan kendisi. Soğuk alt tonlu pembeler, kahveler, maviler ve beyazlar içeren mermer desenli pudranın renkleri parmakla bile üzerinden geçseniz birbirine karışmıyor ve desen bozulmuyor. Fotoğraflardaki pudra 4-5 kez kullanılmış olarak çekildi, desen hala ilk günkü gibi.


Üzerinde kelebek desenleri bulunan ambalajı basit ama sevimli. Pudranın yapısı sert görünse de, fırçaya çok rahat alınıyor ve cilde rahat uygulanıp dağıtılıyor. O pembeli-mavili-kahveli tonlar karışınca çok ilginç biçimde sedefli beyaz bir hal alıyor ve çok beyaz tenlilerin dahi seveceği açıklıkta bir aydınlık sağlıyor. Tek olumsuz yanı, niye olduğunu anlamadığım biçimde içine parça parça sim koymuş olmaları. Simler çok tek tük, ama insanın göz zevkini biraz bozuyor. Yine de, gece kullanırsanız hiç göz batmayacağını söyleyebilirim.


Parmakla swatchladığımda zayıfla orta arası bir renk veren ürünü Real Techniques Setting Brush ile uyguladığımda gayet kendini belli etti, ben buradayım, dedi! Şu an tenim normale göre biraz bronz olduğundan cildimde olması gerekenden fazla sırıtsa da, kışın soğuk tonlu makyajlarıma çok yakışacağını düşünüyorum! Ayrıca, İrem'de çok dayanmamış ama bende bütün gün yerinden oynamadı; 10 saat sonunda hala yerli yerinde duruyordu (belki hala Instagram Story'deki hikayemde son halini görebilirsiniz).

Elmacık kemikleri, burun ve dudak üstünde RdeL Little Paradise Illuminating Powder
Ten: Flormar Blur Effect BB Cream 02 Light Medium
Dudaklar: Flormar Match Butter Lip Balm 03 Mulberry
Gözler: The Balm Batter Up -Pinch Hitter & Moonchild, NYX Liquid Matte Liner
Kirpikler: Flormar Volume Essentials Black Mascara (2 kat)
Kaşlar: Flormar Volume Essentials Transparent Mascara

Kentpark Rossmann'da hala bu koleksiyon ürünleri bulunabiliyor. Çok tatlı bir de far paleti var, aklınızda olsun derim. Rival de Loop Young markasına Rossmann'dan ulaşabilirsiniz. Sevgili İrem'ciğime de (İrem'in ürün yazısı için TIKTIK) bu güzel hediyesi için yeniden teşekkür ediyor, kocaman öpüyorum! 







elf Blush Palette "Light" // Allık Paleti "Light"


31 Mart 2016 Perşembe

Uygun fiyatları ve kaliteli ürünleri ile dikkat çeken, ama ne yazık ki ülkemizde satılmayan markalardan biri elf... Ben de daha önce markanın çok az ürününü deneme fırsatı buldum açıkçası, ama methini çok duydum. Bugünün konuğu olan güzel paleti ise sevgili Balböceği ile Kozmetik bana doğumgünümde hediye etti. Gözde'cim, çoook çook çok teşekkür ederim!









Kiko Smart Lipstick -903


10 Aralık 2015 Perşembe

Dün bahsettiğim çekilişte kazanmış olduğum Kiko'nun Smart Lipstick 903 numaralı rujunda sıra... Daha önce de Kiko'nun 913 numaralı rujunu kullanmış ve blogda da bahsetmiştim. Çekiliş görselinde aslında bu ruju daha kırmızı gibi algılamıştım. Daha sonra Google'a sorduğumda renginin pek şeker bir pembe olduğunu fark ettim ve daha da memnun oldum!


Kiko Smart Lipstick orta-sheer yapıya sahip, dudakları nemli gösteren, kurutmayan, ama çok da kalıcı olmayan yapıdaki ruj serisi. Bendeki 903 numarası, yukarıda da bahsettiğim gibi sıcak tonlu, pastel bir pembe. Çok çok şeker, tam bir Başak rengi! Sürerken dudak kalemine ihtiyaç duymuyorum ve dün bahsetmiş olduğum paletle yaptığım göz makyajlarını da harika tamamlıyor. Dudak kusurlarını belli etmemesi ve dudağı bakımlı göstermesi de cabası. Yalnız, yapısı nedeniyle rengini tek katta pek vermiyor.


Dudağımdaki duruşunu aşağıda görebilirsiniz. Bu ruj ile yaptığım makyaj ise bir önceki yazımdaydı... Kiko markası -dün de belirttiğim gibi- ülkemizde henüz satılmıyor ama heyecanla kendisini bekliyoruz!


Mormenekşe'ye yeniden bu güzel çekiliş için teşekkür ediyor, sevgilerimi yoluyorum!!!









© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.