Lush
Lush etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lush Cleanser/Scrub (Temizleyici) -Let the Good Times Roll


29 Ocak 2016 Cuma

Londra seyahatim sırasında Lush'tan aldığım ikinci ürün ise Let the Good Times Roll isimli temizleyici idi. Yine pütürlü kısımları olan kuru-karma cildimi hem o ölü derilerden arındıracak, hem de zorlamadan temizleyecek, nemlendirecek bir temizleyici önerisi olarak mağazadaki tatlı kız önerdi.


Let the Good Times Roll aslında günlük bir temizleyici değil, bir scrub. Katı formda ve kullanmadan önce avucunuza alıp bir miktar suyla karıştırarak püre haline getirmeniz gerekiyor. Daha sonra yüzünüze masaj yaparak dairesel hareketlerle uyguluyor ve ılık suyla temizliyorsunuz. 


İçindeki darı unu cildi nazikçe ölü deriden arındırırken, polenta cilde mineral ve vitamin depoluyor, mısır yağı cildi besliyor, tarçın da cildi ısıtıp duyuları harekete geçiriyor. Gerçekten bu temizleyici de öyle güzel kokuyor ki size anlatamam. Ben haftada iki kez, Oatifix'ten önce kullanıyorum (bu ara kür gibi uygulamam gerekti ve iki seferde burun etrafımdaki kuruluğu giderdi bu ikisi). Cildimi çok güzel arındırıp, çok çok iyi bir biçimde nemlendiriyor. Sevmediğim yanı, taneciklerinin biraz sert olması. Ama, benim cildim hassas olduğu halde kızarıklığa yol açmadı. 


Yine ülkemizde bulunmadığı için üzülerek kullansam da, gramajının daha fazla ve kullanım süresinin daha uzun olması nedeniyle biraz daha içim rahat. Ulaşma şansım olsa muhtemelen bitince yeniden alırdım. 100 gr ürünün fiyatı 6,95 Pound.


Böylece Lush yazılarımın sonuna geldim; umarım, yeniden kavuşma şansım olur da burada daha çok üründen bahsedebilirim.







Lush Fresh Mask/Taze Maske -Oatifix


20 Ocak 2016 Çarşamba

Lush artık ülkemizde satılmasa da, gelen istek üzerine, Londra'daki Lush turum sırasında aldığımdan bahsetmiş olduğum ürünlerden ilki Oatifix maske bugünün konuğu! 

Satış görevlisi bayana "cildim kuru-karma, ama bu ara burnumda ciddi bir soyulma var; ve ben hem bunu giderecek hem de yağlanmayı kontrol edecek bir maske istiyorum" dediğimde bana bu maskeyi önerdi. 


Lush'ın taze maskelerinden olan Oatifix cildi nemlendiririken ölü hücrelerinden de arındırmayı hedefleyen bir ürün. İçindeki yulaf cildi yatıştırırken, iritasyonları engelliyor; organik illipe yağı cildi yumuşatıp parlaklık kazandırıyor ve adil ticaret yoluyla elde edilen muz ise besleyip nemlendiriyor. Ayrıca yulaf, badem ve kaolin/kil de cildi ölü hücrelerden arındırarak temizliyor. Maskeyi kalın bir tabaka halinde yüzünüze uygulayıp 10-15 dakika beklettikten sonra ılık suyla hafifçe ovalayarak temizlemeniz gerekiyor. (UYARI: Muz ve badem oldukça alerjik besinler olduğundan, kullanmadan önce bu ürünlere karşı alerjiniz olup olmadığını bilmenizde yarar var).


Uygulaması ve özellikle temizlemesi oldukça zahmetli olsa da baş döndürücü güzellikteki kokusu ve yüzümü temizledikten sonra sağladığı müthiş yumuşaklığa aşık olduğumu söylemeden edemeyeceğim. Cildim arınmış, tonu açılmış ve çok çok nemli ve sağlıklı görünüyor uygulamadan sonra. Türkiye'de bulamayacağımı bildiğim için içim bol bol uygulamaya el vermese de, taze maskelerin 4-6 hafta arasında tüketilmesi gerektiği gerçeğiyle yüzleşip gereken miktarda haftada iki kez uyguluyorum. Her yurtdışına gidene bu maskeyi sipariş edesim var, o derece sevdim kendisini! 


Dolayısıyla, eğer ulaşma imkanınız varsa ve cildiniz benimki gibi kuru-karma ise (alerji durumunuzu da göz önünde bulundurarak) denemenizi önerebilirim. İngiltere fiyatı 6,75 Pound. Umarım bir gün Lush da Revlon gibi geri döner de biz de bu güzel ürünlerden daha fazla mahrum kalmayız!









Londra Kozmetik Alışverişi Rehberi: Alışveriş Caddeleri, Büyük Mağazalar, Drugstorelar, İngiltere'ye Özel Markalar...


13 Ocak 2016 Çarşamba

Bir alışveriş gurusu olmamama rağmen burada bulunmayan kozmetik mağazaları ve burada pek rastlamadığımız "bakışları üstünde hissetmeden mağaza gezme ve ürünleri deneme psikolojisi" o kadar hoşuma gitti ki, gitmeyi düşünenler ya da merak edenler için ufak bir rehber hazırlamak istedim (ufak deyince kısa bir yazı beklemiyorsunuzdur, değil mi?)

Biz kabin boyu valizle gidip döndüğümüz için cilt bakımı yerine genelde hep renkli kozmetikleri inceledim. Çünkü cilt bakım ürünlerinin gramajları kabin valiz ile seyahate uygun olmayacaktı. Dolayısıyla, bu yazı da biraz renkli kozmetik alışverişi üzerine oldu. 

Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum: hangi mağazanın kapısından adımımı atarsam atayım, kendimi çok rahat hissettim. Bu Boots'ta, Superdrug'da da böyleydi; Ted Baker, Burberry, Space NK gibi high end olanlarda da. Boots ve Superdrug'da satış görevlilerinin "yardıma ihtiyacınız var mı?" diye sorup "hayır teşekkür ederim, bakıyorum" deyince yanınızdan ayrılmaları ve uzaktan sizi rahatsız edici şekilde izleMEmeleri buradaki drugstorelarda da görmek istediğimiz hareketler. Burberry gibi mağazalarda da durum değişmiyor. Burada sanki marka sahibi kendisiymiş gibi davranan ve içeri giren insana "bu buradan alışveriş yapabilir mi?" yargısıyla bakıp ona göre davranan satış görevlilerinden sonra sürekli gülümseyen, sizi sanki markette geziyormuşsunuz gibi rahat bırakan, ama soru sorduğunuzda da güler yüzle yardımcı olup, bir şey almadığınızda da aynı güler yüzle uğurlayan satış danışmanları bana ilaç gibi geldi. Bilmiyorum, belki Türkiye'de high-end markaların müşterisi böyle muamele istiyordur... ama ben Londra'da gönlümce her mağazaya girip çıktım, alamayacak olsam da elledim, dokularına baktım... 

Londra'da ana alışveriş caddeleri Piccadilly Circus'tan başlayarak ulaşabileceğiniz Oxford Street ve Regent Street. Regent'ı kesen Carnaby Street ise bir diğer, daha butik, ama içinde Pixi gibi meşhur "Brit" markaların olduğu neşeli bir yer. Buradaki MAC, şimdiye kadar gördüğüm en büyük MAC olabilir. Yılbaşından sonraki gece mağazada bir DJ müzik yapıyordu. Her yer insan kaynıyordu ve tüm çalışanlar bütün şirinlikleriyle herkese yardımcı oluyorlardı. Ne güzel, değil mi? Bizim tercih ettiğimiz bir diğer merkez ise yine MAC, Kiko, Charlotte Tilbury, Boots, Dior, Chanel, L'Occitane gibi markaları bulabileceğiniz Covent Garden oldu. Ayrıca, Harrods'ın da bulunduğu Knightsbridge civarı da alışveriş sevenler için ideal. 


Selfridges ve Harrods, içinde her şeyi bulabileceğiniz ve hatta yemek de yiyebileceğiniz iki meşhur alışveriş mağazası/department store. Özellikle Harrods, ultra lüks ürünleriyle de turistlerin odak noktası. Bu iki mağazanın kozmetik reyonlarında NARS'tan Charlotte Tilbury'ye, İllamasqua'dan Tom Ford'a pek çok high end markanın ürünlerine ulaşmak mümkün. Türkiye'den de bildiğimiz Marks&Spencer ise "yiyecek" ve şık markaları da barındıran kozmetik ve bakım reyonlarıyla da bildiğimiz kalıbın dışına çıkıp bizi şaşırtan mağazalardan. Yine sıklıkla gördüğüm iki high end marka ise Burberry ve Ted Baker. Ted Baker'ın modellerine zaten bayılıyordum, orada epey inceleme şansım da olsu. Gerçekten rüya gibi... Orkide desenli çantaları ve aynı desen sahip etek/bluz takımlarında aklım nasıl kaldı bilemezsiniz! Burberry'nin ise daha çok kozmetik kısmına baktım. En çok ilgimi çeken, oje ve ruj yerleştirdiğinizde dudakta ve tırnakta nasıl duracağını gösteren standı oldu. Anneme buradan hediye bir ruj aldım; ama, almayı düşündüğüm farlarının pigmentasyonunu beğenmediğim için kendime bir şey alma ihtiyacı duymadım...


Top Shop, high street diye tabir edilen, ortanın biraz üstü fiyatlara ve kaliteye sahip, kendi kozmetik serisi de olan, sevdiğimiz diğer İngiliz markası. Kozmetiklerini İngiliz vloggerlar pek seviyorlar; ama bana fiyat olarak fazla geldi. Bunlar yerine başka ürünler almayı tercih ettim. Primark ise çok çok uygun fiyatlarıyla ve kıyafetten ev eşyasına, çocuk ve bebek ürünlerinden kozmetiğe ürün çeşitliliğiyle bizi bizden aldı. Kozmetik reyonu benim çok ilgimi çekmese de, I love... vücut ürünlerinin ve Hask saç bakım ürünlerinin de burada çok cüzi fiyatlara satıldığını görmüş oldum.

Alışveriş için ilk durağım, Londra deyince aklıma ilk gelen Boots oldu. Zaten her adım başında bir Boots bulmak mümkün. Genelde giriş kısmında Lancome, Clarins, Clinique gibi high end markalar, diğer katlarda, ya da tek kat ise arkalarda ise L'Oreal, Max Factor, Maybelline, Rimmel London, Revlon, Sally Hansen gibi drugstore markalar, çeşitli kişisel ve bebek bakım ürünleri ve reçetesiz satılabilen ilaçlar yer alıyor. Bizde drugstore olmayıp Boots'ta satılan diğer marka ise Essie! Türkiye'de de satılan markaları İngiltere'den almak hiç mantıklı değil; çünkü şaşırtıcı biçimde, İngiliz markaları bile bizimkine göre neredeyse %50 daha pahalı. Bu yukarıda saydığım, Türkiye'de de olan markalar dışında, Boots'a özel ve diğer mağazalarda görmediğim -benim ilgimi çeken- markalar ise Soap&Glory, No.7, Botanics ve Seventeen. Türkiye'de olmayan, fakat Boots'a da özel olmayıp diğer mağazalarda da bulunan ve benim merakla denediğim markaları ise Sleek, Barry M ve Collection. Promosyonları ve özel fiyatları oldukça bol olan mağazada kasada sürpriz indirimlerle ya da bir sonraki alışverişte kullanılmak üzere verilen 5 Pound civarı indirim çekleriyle karşılaşmak çok olası. Personelin ilgisi ve ürünlerle ilgili bilgi düzeyi de oldukça tatmin ediciydi. 


Boots'tan daha az yaygın olan ama farklı markalarıyla benim çok daha fazla ilgili çeken diğer drugstore ise Superdrug oldu. Yine L'Oreal, Max Factor, Maybelline, Rimmel London, Revlon ve Sleek, Barry M ve Collection markalarıyla birlikte, benim mağazada uzuun uzun vakitler geçirmeme neden olan Makeup Revolution, Make Up Academy, Tanya Burr ve I Love Makeup markaları da burada satılıyordu. Oxford Street'teki Superdrug'da the Balm standı da gördüm; ama fiyatları bizimkine de göre oldukça pahalıydı. Renkli kozmetik yanında Zoella'nın cilt bakımı ürünleri ve aksesuarları da şirin ambalajlarıyla ilgimi çeken diğer ürünler oldu. Makeup Revolution ve I Love Makeup standalarını görmeme çok sevinmeme rağmen, ürün stokları çok azdı... en dolusu bizim otelin karşısındaki Whitgift Centre'daydı şansıma. Sanırım bu markayı online almak en mantıklısı. 


Space NK ise merak ettiğim bir başka kozmetik zinciri idi. Burada daha çok NARS, Kevin Aucin, Becca, Hourglass, By Terry, Diptique gibi high end ürünler satılıyor. Türkiye'de muhtemelen bir rahat bakamayacağım ama deli gibi merak ettiğim tüm bu markaların ürünlerini, kimse tepemde dikilmeden, rahat rahat "mıncırdım". Hatta ben mağazadayken alışveriş yapan bir bayanın çocukları Kevin Aucin standından bir kaç ürünü devirdiler ama satış danışmanı dönüp de bakmadı bile. Space NK'den herhangi bir şey almasam da bütün bu merak uyandırıcı markaları denemiş olmak pek keyifli oldu.


Gelelim beni en çok heyecanlandıran iki İngiliz markasından birine... Oxford Street'teki iki katlı kocaman Lush mağazasını görünce ufak bir çığlık atmış olabilirim (ki genel turist eğilimi bu yöndeydi). Mağaza kocaman ve çok ferahtı, ve o kadar çok ürün çeşidi vardı ki... fiyatlar, hatırlayabildiğim kadarıyla, Türkiye'de vaktiyle satılan düzeydeydi. Ben girdiğimde mağazanın kapanmasına 10 dakika vardı ve o noktadan sonra içeri kimseyi almadılar. Ama içerideki müşterileri de "kovalamaya" çalışmadılar. Satış danışmanı kızdan yüzüm için bir maske istedim. Bana cilt tipimi, şikayetimi, nasıl bir sonuç beklediğimi sorduktan sonra hiç telaş yapmadan uzuuun uzun 3 ürün gösterdi ve hepsini elimde denedik. Maskenin etkisi için beklerken de keyifle sohbet ettik. Ben bir temizleyici ve bir de maske aldım; üstüne de Kübra'nın sorduğu bir ürünün testerını istedim. Hemen bir kap getirip testerı da ekledi. Mağazadan, kapanışından yarım saat sonra mutlu mesut ayrıldım. Sanırım bir daha Londra'ya gidersem, soluğu ilk Lush'ta alacağım!




Son bahsedeceğim ve benim için arzu nesnesi olan durak ise Charlotte Tilbury idi. Selfridges'in içinde standını gördüğümde biraz bakındım; ama hevesimi asıl Covent Garden'da yeni açtıkları mağazaya sakladım. Metrodan çıktığınızda sizi karşılayan bu şirin mağazanın içi de Charlotte Tilbury'nin kendisi gibi şık ve sevimli. Ortada bir stand ve tam karşı duvarda 8-9 adet "makeup look" bulunuyor. Bu görünüşlere ulaşmak için ihtiyaç duyacağınız ürünleri de her birinin altına dizmişler. Böylece size rehber oluyor. Satış danışmanları/makyaj artistleri çok sıcak kanlı ve yardımsever. Charlotte'un maillerindeki gibi size "darling" diye hitap etmeleri ise ayrı şeker. Mağazada beğendiğiniz ürünleri istediğiniz gibi deneyebiliyorsunuz ve size, isterseniz, çok yararlı önerilerde de bulunuyorlar. Dilerseniz merak ettiğiniz ürünü makyaj masasında size uyguluyorlar. Böyle anlık uygulamalar dışında, randevu ile makyaj uygulaması da yaptırabiliyor, eğitim alabiliyorsunuz. Online sistemden randevu alarak yaptırabileceğiniz bu makyajların fiyatı, eğer "lead artist/baş makyöz" seçerseniz 1 saat için 55 Pound. Makyaj dolabınız yenilenmesi, yararlı ip uçları ya da kırmızı halı uygulaması gibi değişik konulardan seçim yapabiliyorsunuz. Gelin makyajı 100 Pound (1'er saatlik iki uygulama içeriyor). Eğer mağazadan bir makyöz seçerseniz, 1 saatlik uygulamanın (makyaj dolabınız yenilenmesi veya yararlı ip uçları seçenekleri mevcut) fiyatı 35 Pound. 


Ben farlarımı seçerken tatlı makyöz bayana danıştım, ve o da göz rengim ve makyajda tercih ettiğim renklerden yola çıkarak bana önerilerde bulundu. Nasıl kombinleyebileceğimi ve öneri olarak bu ürünlerin de içinde bulunduğu setleri gösterdi. Rujumu alırken ise, aklımda olan rengi, daha önce MAC'ten aldığım Mocha rujla karşılaştırmak istedim. Baktığımızda "bu aynısı, bunu almayın" diyebildi mesela. Tabii ki birlikte başka bir renk seçtik! Seçtiğim rengi dudaklarıma uyguladı, yine kombin önerisinde bulundu ve merak ettiğim Magic Wonder bazın fiyatı yüksek olduğu ve sevip sevmeyeceğimi tam kestiremediğim için kendiliğinden testerını vermeyi teklif etti. Kısacası, gittiğim her iki seferde de epey vakit geçirip, mutlu mutlu ayrıldım mağazadan. Yolunuz düşerse mutlaka içeri dalın derim!

Yazmayı en çok istediğim, ama nasıl toparlayacağımı bilemediğim için yazmaktan en çok korktuğum konu buydu. Umarım sıkılmadan sonuna gelmişsinizdir! Bir sonraki Londra seyahatim için (ne zaman olur bilmiyorum, evrene mesaj yolluyorum) önerileriniz olursa merakla yorum kısmında bekliyor olacağım!







Londra Kozmetik Alışverişim: Boots, Superdrug, Charlotte Tilbury, Kiko, Lush ve MAC!


12 Ocak 2016 Salı

2 aydan fazla bir süredir pek bir harcama yapmamaya çalışarak Londra'dan yapacağım alışveriş için bir nevi para biriktiriyordum. Hedefim, burada olmayan ürünlerden/markalardan edinmekti. Zaten burada olanların fiyatlarının, Londra fiyatlarına göre neredeyse %50 daha ucuz olduğunu görmek de şaşırtıcıydı (İngiliz markaları için bile geçerli bu durum). Ben de, Türkiye'den satın alma imkanım olmayan ve daha önce alışveriş listeme eklemiş olduğum ürünleri almayı seçtim.


Bu yazımda yalnızca aldığım ürünlerden ve referans olması için fiyatlarından bahsedeceğim; alışveriş deneyimlerimi ise, mağaza mağaza, ayrı bir yazı olarak paylaşmayı planlıyorum.

İlk durağım tabii ki Boots oldu (gerçi her önünden geçtiğim Boots'u ziyaret ederek eşime fenalık geçirtmiş de olabilirim)! Bütün rafları didik didik inceledikten sonra İngiliz bloggerların pek sevdiği Collection markasının Eyes Uncovered-Nude paletiyle (bunun bronze olanını sonra gördüm, o da çok güzeldi) Maybelline Color Tattoo'ların Türkiye'ye gelmeyen Leather Effect/Creamy Mattes serisinden 98 Creamy Beige rengini aldım (Essie Button'ın favorisiydi bir ara). Daha sonraki günlerde uğradığımda ise Sleek markasının Matte Me likit rujlarının yok satan rengi Birthday Suit'i bulabildim ve kaçırmadım. Son gün ise trende tatlı bir kız oje sürüyordu, renge bayılıp numarasını sordum (kızcağız da pek sevindi, ah biz kadınlar, hemcinsimiz tarafından beğenilmeye bayılıyoruz, değil mi?). Rimmel London 60 Seconds serisinden Rapid Ruby rengi olduğunu öğrendim ve karşıma çıkan ilk Boots'tan bu ojeyi de aldım. İndirim olmasına rağmen (2,99 Pound'dan 2 Pound'a inmişti) Türkiye fiyatının 2 katını verdim ama pişman değilim (zira Kübra'nın annesi bu rengin Türkiye'de olmadığını söyledi; varsa da bana söylemeyin olur mu?) :)

-Boots-
Collection / Eyes Uncovered Palette, Nude -2,99 Pound
Maybelline Color Tattoo / Creamy Mattes, 98 Creamy Beige -4,99 Pound
Sleek / Matte Me, Birthday Suit -4,99 Pound
Rimmel London / 60 Seconds Nailpolish, Rapid Ruby -2,99 Pound (ben indirimle 2,00 Pound'a aldım)

Boots'tan sonraki drugstore hedefim tabii ki Makeup Revolution ürünlerinin satıldığı Superdrug idi. Otelimizin tam karşısındaki Whitgift Centre'de kocaman bir Superdrug ve içinde de bulabildiğim en dolu Revolution standı olduğunu görerek pek mutlu oldum! Aslında amacım Makeup Revolution Affirmation paleti ve Vivid Blush likit allıklarını almaktı; ama, ikisini de bulamadım. Ben de, yine Revolution markasına ait Flawless paleti aldım (renkleri taam benlik!). Aslında bütün paletlerini toplayasım gelmedi değil, ama gereksiz olacağını düşündüğüm için daha yararlı şeylere harcama yapmayı tercih ettim ve Make Up Academy -MUA standına yönelerek biiir sürü güzel ürünün arasından Power Pout Acrylic rujların Unwrapped rengini seçtim. 

-Superdrug-
Makeup Revolution / Flawless Eyesdahow Palette -8,00 Pound
MUA / Power Pout Acrylic, Unwrapped -3,50 Pound (ama galiba ben indirimli almıştım)

Caddelerde dolaşırken bir kaç kez Kiko mağazasına rastladım. %70'e yakın indirim olduğu için ana caddelerdeki Kiko'lar itiş tepişti ve nefes almak mümkün değildi. Covent Garden'daki mağazayı nispeten sakin bulduğum bir gün ise içeri dalıp, bayıldığım Long Lasting Sticklerin 1,99'a indiğini görünce bayram ettim. Ben de olmayan ve şahane bir rose gold olan 35 numarasını MUA bana buldu sağolsun, sadece bunu alarak mutlu mesut mağazadan ayrıldım.

KİKO / Long Lasting Stick, 35 -1,99 Pound (normal satış fiyatını hatırlamıyorum)

Londra'ya gelirken MAC'e yazıp Back-to-MAC'ten yararlanıp yararlanamayacğımı sormuştum. Olumlu yanıt alınca da 6 adet boş MAC ambalajımı yanımda getirmiştim (evet, resmen deniz aşırı çöp taşıdım). Bu ambalajları MAC'e götürerek bedava rujumu aldım. Benim seçimim Satin serisinden Mocha oldu; ama aklım fena halde Chili'de de kaldı. Önümüzdeki aylarda alırım gibi geliyor...

MAC / Satin Lipstick, Mocha -13,50 Pound (ama ben bedavaya aldım)

Oxford Street'te gezdiğimiz bir akşam ise karşımda iki katlı devasa Lush mağazasını görünce soluğu tabii ki burada aldım! Yine daha ayrıntılı anlatacağım; ama, satış görevlisiyle uzunca bir sohbetin ardından benim cildime iyi gelecek ürünlerden Let the Good Times Roll temizleyici ile Oatfix maskeyi alarak çıktım. Ah Lush ah, niye bizi terk ettin ki?

Lush / Let the Good Times Roll Cleanser -6,65 Pound
Lush / Oatfix Mask -6,95 Pound

Ve gelelim alışverişin son ve "piéce de résistance" parçasına... Aslında ilk gün Selfridges'e gittiğimde gördüm Charlotte Tilbury standını. Ama şöyle bir bakıp hevesimi Covent Garden'da yeni açılan müstakil mağazalarına sakladım. 31 Aralık'ta Covent Garden'a gidip, metro istasyonundan çıkar çıkmaz "my darling" Charlotte Tilbury'nin şeker mağazası ile burun buruna geldim! Son derece tatlı ve ilgili makyaj artistinin yönlendirmesiyle -aslında daha önceden rengini çok beğenmiş olduğum- Eyes-to-Mesmerize krem farların Mona Lisa rengini ve orada deneyip bayıldığım ve yine aynı tatlı kızın "bu sizin gözlerinizi vurgular ve kırmızı rujla da harika gider" dediği Colour Chameleon kalem farların Amber Haze rengini "alıverdim". Gitmeden bir gün önce ise, akşam geç bir saatte eşim "son bir kez Covent Garden'a gidelim" dedi ve mağazayı saat 8 olmasına rağmen açık görünce bana bir hediye almayı teklif etti. Reddemeyeceğim bu teklifi K.İ.S.S.İ.N.G rujların Coachella Coral rengi ile değerlendirdim. Bu arada, tatlı makyaj artisti bayan bana çok merak ettiğimi söylediğim Wonder Glow makyaj bazının deneme boyunu da (ben istemeden) vermeyi ihmal etmedi.

Charlotte Tilbury / Eyes-to-Mesmerize Cream Eyeshadow, Mona Lisa -22,00 Pound
Charlotte Tilbury / Colour Chameleon Eyeshadow Pencil, Amber Haze -19,00 Pound
Charlotte Tilbury / K.I.S.S.I.N.G Lipstick, Coachella Coral -23,00 Pound

Şimdi yeniden kozmetik diyetime -bu sefer çok daha sıkı bir şekilde- dönüyorum; çünkü, elimdeki bu ürünler bana çook çok uzun süre hem miktar hem de "haz olarak" yeter :) Aklımda bir şey kalmadığı ve yaptığım listenin çok da dışına çıkmadığım için de ayrıca mutluyum! 

Peki, yazmaya ve yorumlamaya önce hangisinden başlayayım? 

Sevgiler ve mutlu haftalar!!!







Bitirdim #25


27 Temmuz 2014 Pazar


Bu ay yazıyı da erken yazmam gerektiği için daha kısa bir bitenler yazısıyla burdayım. Tatilde bitenleri de ayrı bir post olarak dönüşte hazırlayacağım...


1- Oriflame theOne Volume Blast Mascara: bu rimeli hediye olarak geldiği günden beri severek kullandım. Kirpiklerimi ayırmasını, kıvırmasını ve iki katta verdiği hacmi çok seviyordum. Dökülmemesi ve kolayca temizlenmesi de cabası. Yedeği duruyor, merakımdan başka bir rimel açtım; ama sanırım o bitince buna geri döneceğim.

2- Guerlain Lingerie de Peau Invisible Skin-Fusion Foundation SPF 20: bu sample Sephora alışverişimle gelmişti. Rengi de bana tam oldu; yapısına ise ba-yıl-dııımmm!!! Fondöten bitirirsem almak istiyorum.

3- Hourglass Immaculate Liquid Powder Foundation Mattifying Oil Free: yine Sephora alışverişimde seçtiğim testerlardandı. Tam likit pudra formunda, sürünce tam mat hale geliyor. Aslında saten gibi duran bir ürün ama bence yalnızca yağlı ciltlere hitap ediyor. 


4- HC Hair Care Ovex Saç Maskesi: bunu bitirdiğime inanamadım! Verdiği yumuşaklık ve yaptığı bakım gayet iyiydi. Sadece bu maskeyi sürdüğümde saçlarıma şekil vermekte zorlandım... Şimdi bir de Giovanni'yi deneyeceğim.

5- Organique Sabun: kokusuz ama güzel temizleyen ve kurutmayan bir sabundu. Organique sabunları seviyorum.

6- Toni&Guy Sea Salt Sprey: saçlarıma vediği dalgaya bayılıyorum! Tatil için yine bu minik boyunu yanıma aldım.


7- Bioderma Sensibio H2O: bu son şişemdi. Seviyorum ama evdeki Cyrene ve Garnier ile devam edeceğim.

8- Crystal Essence Lavantalı Roll-on: bu ürünü seviyorum. Ter kokusunu engellemekte başarılı. Tatilde de katı olanı deneyeceğim.

9- Kiehl's Orange&Lyche Body Lotion: kokusunu ve yumuşatmasını sevdiğim, hafif bir losyondu.

10- Lush Lemony Flutter: çok iyi bir tırnak eti yumuşatıcısıydı... Fakat artık Lush ülkemizde yok.

11- Benri Kare Pamuk: seviyorum ben bunları!

12- Lilibe Biowattepads Disk Pamuk: en sevdiğim disk pamuk; hem kalın, hem yumuşacık, hem de organik pamuktan.


13- Kiehl's Powerful Strength Line Reducing Concentrate: iki doz gençlik iksirimin bir ayağı bitti. Bu serumu sevdim, ama şimdilik yenilemeyi ekonomik nedenlerle düşünmüyorum...

14- Kiehl's Rosa Arctica Lightweight Nemlendirici: hafif yapılı bir kremdi ama nemlendirmesini yeterli bulmadım. 

15- Eos Lipbalm: Eos dudak kremlerini seviyorum. Bu seferki stick formdaydı, güzel yumuşattı dudaklarımı; ama favorim hala nanelisi!

16- Lierac Hydra Chrono+ Nemlendirici: normalden kuruya dönük ciltler için olan bu nemlendiriciyi sevdim. Ama kış için yeterli olmayacağı kesin. Çok güzel bir kokusu da vardı, ama sanırım ülkemizde satılmıyor.

17- Cyrene Ultra Light Daily UV Defense Sunscreen 50+: çok hafif yapılı, ciltte yok gibi duran bir güneş kremiydi. Çok beğendim; ama, elimde çok ürün olduğu için alamadım.

---------

Siz neler bitirdiniz Temmyz ayında? Tatil bitenlerinde görüşmek üzere!!!







Bitirdim #15


10 Temmuz 2013 Çarşamba

#direngeziparkı Dün Ramazan'ın ilk günüydü. Antikapitalist Müslümanlar ve Devrimci Müslümanların ön ayak olduğu bir Yeryüzü İftarı yapıldı İstiklal Caddesi'nde. Kimsenin sponsor olmadığı, hiçbir bayrak ya da flamanın yer almadığı, kimseye değil "herkese" ait bir iftar yemeği verildi. Herkes evinden yemeğini getirip hiç tanımadığı insanlarla paylaştı. Öyle güzel bir manzaraydı ki, gözlerim doldu. Aslında din, dindarlık, insanlık, kardeşlik bu... yıllardır elimizden almaya çalıştıkları değerlere aslında dokunamadıklarını öyle güzel gözler önüne serdi ki bu sofralar! Havadaki bu "aşk" kokusu hep devam etsin, hayırlı bir Ramazan olsun! Allah herkesin dileğini, duasını, ibadetini kabul etsin...

Gezi Özeti'ni okudunuz... şimdi biraz kozmetik!

-----------------------------------------------------------------

Mayıs ve Haziran aylarının bitenlerinden oluşan dev bir "bitirdim" yazısıyla karşınızdayım efendim! Çok uzatmamak için için az ve öz yazmayı planlıyorum. Hemen başlayalım:



1- OptiFree Lens Solüsyonu: Hep aynı solüsyonu görüyorsunuz, gayet memnunum. Aynısına devam ediyorum

2- Benri Kare ve Disk Pamuklar: Bu pamukları seviyorum; fakat kenar dikişleri sert. Şu an Watson's kare kullanıyorum ama hiç memnun değilim. Apaks'a bir şans vermeyi düşünüyorum.

3- Benri Aseton -Şeftali: Bunu Gratis'ten aldıktran 1 hafta sonra Gratis Çilekli olanını hediye olarak gönderdi. Çok beğendiğim bir aseton oldu. Kokusu hiç rahatsız edici değil ve ojeyi güzel temizliyor. Çileklisiyle devam ediyorum.

4- Dairy Fun Bath Salt: Bu çilekli banyo tuzu Ankaralı kozmetik bloggerları etkinliğinde hediye edilen Lila Kutu'dan çıkmıştı :) Ayaklaırmı rahatlatmak için kullandım. Güzel yumuşatıyor; fakat benim genelde kuvet doldurup keyif yapma gibi bir fırsatım olmadığından almayı düşünmüyorum.

5- Watson's Makyaj Temizleme Mendili: Ben bu cep mendili formatındaki makyaj temizleme mendillerine bayılıyorum! Seyahatlerde kurtarıcım! Bittikçe de alıyorum.

6- Burberry the Beat Parfüm: Kardeşimin yılbaşı hediyesiydi. Bayılıyorum kokusuna ama ne yazık ki bitti...

7- Nenedent Dişmacuınu: Sevgili Şebnem Çınar'a yollamıştı bunu. İçeriği çok temiz diş macunu. Şimdi Çınar için Jasön kullanıyorum.

8- Cyréne Biocosmetique Ozon Sabunu: Yine Lila Kutu hediyesi olan bu sabunu da sevdim. Cildime çok sabun kullanmıyorum; fakat denediğim bir kaç seferde kurutmadan temizledi. Alınabilir.


9- Selin Bergamot Sıvı Sabun: Kokusu çok güzeldi ama temizliğini pek beğenmedim. Ellerimden arınmadı. Zaten sıvı yerine katı sabunları tercih ediyorum artık. 

10- Lierac Gommage Douceur: Kullandığım en güzel peelinglerdendi. Fransa'dan almıştım ve Türkiye'de rastlamadım. Oldukça uzun süre benimleydi ve etkisinden memnundum. Hayatımdan peeling safhasını çıkarmış olsam da, kullananlara öneririm.

11- Soap Glory Hand Food El Kremi: Ambalajı çok albenili olan bu el kremini sevdim; ama bayılmadım. İçeriği de hiç iç acıcı değil. Türkiye'de olmadığına üzülmeye gerek yok.

12- Caudalie Mousse Nettoyante Fleur de Vigne: Bu yüz temizleme köpüğüne bayılıyorum. Yedeği açıldı ve kullanılıyor bile!

13- Rival de Loop Oje Kurutucu Sprey: Bu spreyi seviyorum fakat o kadar çabuk bitiyor ki. Şebnem'ciğimin hediyesiydi; bitti!

14- NYC Turbo Dry Top Coat: Dibinde az kalmasına rağmen uhulaştığı için atıyorum. Yenisi, hatta yenisinin yedeği de alındı. Kullandığım en başarılı kurutucu top coat!

15- Lush Mask of Magnaminty: Bu maske-peelingi de sevmiştim. Ama çok mucizevi değil. Ben bu boyutu son kullanma tarihinden önce bitiremedim, ziyan oldu bir kısmı... içeriği nedeniyle yeniden almayı düşünmüyorum.


16- MAC Select Sheer Pressed Powder: Kenarlarında kaldı fakat artık fırçaya alınamıyor. Bu pudraya bayıldım! Elimde 2-3 tane daha pudra olmasa koşarak yenisini alırım. Fondötenin duruşunu bozmayan tek pudra!

17- MAC Paint Pot Painterly: Yine kenarında az kaldı; fakat artık ne farı sabitliyor ne kendisi göz kapağımda duruyor. Zaten alalı 1,5 seneyi geçmişti. Fakat göz kapağı rengini eşitlemesinden ve başlarda farı sabitlemesinden çok memnundum. Hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyor, yoluma Urban Decay Primer Potion ile devam ediyorum. 

18- Essence Multi-Action False Lashes Rimel: Yine Şebnem'ciğimin hediyesi bu rimeli Çok sık -ve Amerika'da her gün- kullandım ve bitti. Bu kadar kısa sürede bitirdiğim ilk rimel. Günlük olarak bence çok başarılı, hem kirpkileri güzel gösteriyor hem de dökülme, bulaşma yapmıyor! Alınabilir kesinlikle!

19- Dior Siyah Kalem: Seyahat kitinden çıkan bu kalem artık rengini de vermiyor. Zaten yapısını da pek sevmemiştim. Boşuna yer işgal etmesin.

20- Yves Rocher Contour Regard Brun: Yves Rocher'nin bu kahverengi kalemini de bir süre severek kullandım. Artık rengini pek vermiyor, kolayca da siliniyor. Ama kullandığım süre boyunca performansından memnun kaldım.

21- Flormar Kaş Kalemi: Bu kalemi de severek kullandım; ama artık far ve jel ile kaşlarımı dolduruyorum. 

Bu iki ayda bitenler bunlardı. Ortak ürünlerimiz var mı?



------------------------------
NOT: Yaz çekilişim başladı, baktınız mı? Bu arada, formdaki "blogda görmek istediğiniz konular" kısmına yazdıklarınızı ağzım kulaklarımda okuyorum, notlar alıyorum! Bu "bitenler" yazısıyla da taleplerin bir kısmını yerine getirdiğimi umuyorum :) Herkese çok çok teşekkür ederim!!! Sevgiler...







Bitirdim #13


3 Nisan 2013 Çarşamba

Geçen ay yine pek çok ürün bitti! Kategorilere ayırmaya çalıştım, umarım keyifle okursunuz :)


1- h2o+ Sea Clear Mattifying Toner: Bayıldım bu toniğe! Yedeği de var; ama Lycoris'ten plasenta tonik gelince ikincisini açmadım. Yaza bırakıyorum.

2- Down Under Natural's Nude Saç Kremi: Şampuanını çok sevdim ama kremine o kadar da bayılmadım. 

3- John Freida Curl Reviver Saç Köpüğü: Benim köpüğüm! Hemen yenisi alındı, aşıldı, kullanılıyor!

4- Yves Rocher Elixir 7.9: Bu serumu seviyorum, fakat gerçekten çok çabuk bitiyormuş. 2 ay arayla birer ay boyunca kullandım. Ciltte yarattığı etkiyi seviyorum. İndirimde yakalarsam yeniden alırım.

5- Amway Body Series Roll-on: Çok güzel, alüminyumsuz, parabensiz bir deo roll-ondu. Bitti ama alabileceğim yer yok şu an. Isana Deo Fresh kullanmaya başladım.

6- Doa Gül Suyu: Tonik yapmak için almıştım. İlk şişesini o şekilde kullandım. İKincisiyle makyaj temizledim (Ultra Bland ile). Fakat sevemedim...

7- AveSeena China Doll Gece Kremi: Bir önceki yazıda da adı geçen harika gece kremi. Kış için benim cildimde idealmiş! Kışa girerken tam boyunu alacağım!

8- Lush Fun Kırmızı: Civciv'in banyosunu eğlenceli hale getirdi. SLS olmasaydı içinde çoktan yenisini almıştım...


9- Watson's Disk Pamuk: Mecburen almıştım, sevmiyorum bunları...

10- Purederm Clean and Bright O2 Bubble Mask: Eğlenceli yüz maskesi. Unutuyorum almayı; ama hatırlayınca yeniden alacağım :)

11- Pure Beauty Pomegranate Eye Mask: En sevdiğim göz maskesi! Fakat son iki seferdir Watson'sda bulamıyorum, mutsuzum!!!

12- Onagrine Göz Kremi: Fransa'dan gelen testerlardandı. 4-5 sefer kullandım ve etkisini çok beğendim! Eniştemiz yeniden giderse tam boyunu sipariş edeceğim! Kıbrıs Seyahati yazımda bahsetmiştim...

13- Mysterieux Gündüz Kremi: Kuru ciltlerin bayılacağı bir krem; yine Fransa testerlarından.Bana fazla yaplı geldi... Yine Kıbrıs yazısında bahsi geçmişti.

14- Nuxe Huile Prodigieuse Kuru Yağ: Çok nefis bir ürün bu! Çok amaçlı, istenilen her yere uygulanabiliyor. Ben kuruyan ellerime ve tırnak etlerime sürdüm, çok iyi geldi!


15- Kalyon Tırnak Bakım Cilası: Dibinde az kaldı ama alınmıyor artık. Beğendim bunu; tırnaklarım daha hızlı uzadı ve daha az soyuldu. Fakat meraktan yerine NYC Toughen Up aldım.

16- Lancome Hypnose Precious Cells -02 Densifying Brown: Hem rengine hem de kirpiklere verdiği havaya bayılıyordum. Fakat merak işte, bitince yerine Hypnose aldım! 

17- MAC Spiked Kaş Kalemi: Bu kalem İnci'nin blog satışındandı. Rengi bana çok uygundu, tepe tepe kullandım. Şimdi farla kaş doldurmaya taktığımdan yenisini almadım. Her an "uğraşamam farla falan" deyip alabilirm :)

-------------------

Siz neler bitirdiniz geçtiğimiz ay?







En Çok Bunları Sevdim: Mart 2013


1 Nisan 2013 Pazartesi

Bu ayın ilk yazısı, geçen ayın en çok sevilenleri olsun! Makyaj ürünlerinin arasından seçim yapmakta çok zorlandım, itiraf etmeliyim!


1- Burberry Sheer Foundation Trench No.6: Mart Ankara'da çok soğuk ve dengesiz geçince sevgili Garnier BB kremimi bir kenara koydum ve Burberry kullandım. Fakat beni eskisi gibi mutlu etmediğini fark ettim. Yapısında mı bir sorun oldu, bilmiyorum...

2- La Roche Posay Toleraine Teint Compact Mineral -11: Bu pudra harika bir ürün. Fırça uygulanırsa hafif-orta kapatıcılıkta, süngeriyle uygulanırsa ortanın üstünde. Makyaj tazelemek için birebir! Her zaman çantamda!

3- MAC Tenderling Allık: Bu ayın sonuna doğru başka allıkları da kullanmaya başladım. Ama elim hala, hep bu güzelliğe gidiyor!

4- MAC MSF Soft and Gentle: Tenderling'in en iyi arkadaşı, yanaklara verdiği sıcaklığa ve ışıltıya bayılıyorum!

5- El Yapımı Kaş Kiti: Meet Matte paletteki 3 kahverengi farı yerinden çıkarıp arkalarına mıknatıslı bant yapıştırdım ve Gratis'ten alınma bir gloss kutusuna yerleştirdim. Yine Meet Matte paletteki fırçanın geniş ucunu çıkarıp kutunun içine koydum! İşte size kaş kiti!

6- Wet'n Wild Far Paleti -738 Comfort Zone: O kadar güzel renkleri var ki, bu ay en çok bu farları kullandım!

7- China Glaze 3-D Eye Candy oje -Lorelei's Tiara: İki günde bir bu ojeyi sürdüm. Ba-yı-lı-yo-rum!

8- Bobbi Brown Creamy Lip Color -32 Coral Pink: Bu ay bu güzelim ruju resmen yeniden keşfettim ve neredeyse yalnızca bu somon-mercan tonlu ruju kullandım! 

9- Essence Gel Eyeliner -01 Midnight in Paris: Jel eyeliner kadar muhteşem bir şey var mıdır? Essence'inki de kesinlikle çok başarılı; hatta bence Maybelline'inkinden de başarılı! En kısa zamanda yazısını yazmalıyım...

10- Real Techniques Pixel-Point Eyeliner Brush: Starter Set'in içinden çıkan bu eyeliner fırçasıyla o kadar kolay jel eyeliner uygulayabiliyorum ki! Yazısı bu hafta blogda!

11- Lancome Hypnose 02 Brun Hypnotic: Rengine ve kirpiklere kazandırdığı şekle bayılıyorum!! En çok tercih ettiğim rimel oldu!


12- Yves Rocher Silky Lotion -Blackberry: Başta kokusundan pek hoşlanmadığım bu vücut losyonunu kışın pek sevdim! Yazın/sonbaharda kokusu ağır gelmişti ama kış için harika oldu!

13-Clarins Beauty Flash Balm: Yüzü daha güzel ve daha doğal aydınlatan başka bir makyaj bazı, cilt bakımı ürünü bilmiyorum. Nefis!

14- AveSeena China Doll Gece Kremi: Bu da yine, yazın ağır gelen ama kışın tam benim cildime uygun olan bir krem. Cildimin kuruyup gerildiği bu ay geceleri kurtarıcım oldu. Kokusu, yapısı nefis. Önümüz yaz olmasa anında tam boyunu sipariş etmiştim. Sonbahar sonuna doğru alacağım.

15- Lush Mask of Magnaminty: Harika bir maske. Bunu uyguladıktan sonra cildim tertemiz ve aydınlık oluyor! Bayılıyorum!

------------------------

Bu ay en çok bunları sevdim, ortak zevklerimiz var mı?

İyi haftalar!







LUSH Kırmızı Fun -Oyun Hamuru, Duş Jeli, Şampuan!


23 Mart 2013 Cumartesi

Lush'ın etkinliğinde hediye edilen paketten çıkanların içinde en ilginci kuşkusuz yeni çıkardıkları Fun hamurlardı.  Bu hamurlar çok amaçlı: ister yalnızca oyun hamuru olarak kullanın, isterseniz elinizi, vücudunuzu ya da saçınızı yıkayın!


Benim paketimden mandalina ve portakallı, canlandırıcı ve mutluluk verici olarak tanımladıkları Kırmızı fun çıktı. Aslında kokusu daha çok çilek-portakal gibi. Kıvamı tam bir oyun hamuru. İçinde de mısır unu var zaten. Bu hamuru elime ilk aldığımda aslında kimin kullanacağını çok iyi biliyordum: Civciv!


Oğlum banyoda oynayabileceği bir oyun hamuru buluna çok sevindi. Önce ellerini yıkadık. Bu hamur suyla birleşince köpürüyor ve mis gibi kokuyor. Banyoda da çok eğlendirdi bizi. Hem vücudumuzu hem de saçımızı yıkadık. Temizliği gayet güzel, kokusu muhteşem. Şampuan olarak performansı muhteşem değil, ama Civciv için bu sorun değildi tabii. Cildi de güzelce yumuşatıyor, kurutmuyor.

Sonuç olarak, Kırmızı Fun'ı oğluma tahsis ettik. Her banyoda keyifle oynuyor, yıkanıyor. Yukarıdaki fotoğrafta elimde gördüğünüz miktarının iki katı saça ve vücuda yeterli geliyor. 


İçeriği oldukça sade olmasına karşın, Lush duş ürünlerinde karşılaştığımız SLS sorunuyla bu üründe de karşılaşıyoruz. Bu yüzden, Civciv çok sevmesine karşın, daha büyüğünü alıp daha uzun süre kullanmasıyla ilgili çekincelerim var...

Talc, Cornflour, Glycerine, Sodium Laureth Sulfate, Orange Oil, Mandarin Oil, *Limonene, Perfume, Colour 14700 * Bitkisel yağlarda doğal olarak bulunur.

Fun ürünlerini Lush mağazalarından ya da Lush web sayfasından 21 TL'ye alabilirsiniz! İyi eğlenceler :)

NOT: Bu boyutunu kullanıp bitirdik yazısını yazana kadar. Çınar'ın son iki banyoda çılgınca oynamasıyla 5 banyoya yetti :)







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.