Boots
Boots etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zaful Pırıltılı Kısa Kar Botları


12 Mart 2018 Pazartesi

Ayakları her zaman, ama her zaman çok üşüyen bir insanım. Yatarken bile çorap giyerim, yazın yalnızca çok çok sıcak dönemlerinde o çoraplardan vaz geçebilirim. Yani alışkanlıktan mı, nedendir bilmiyorum ama durum bu. Dolayısıyla, kışın da tercihim hep ayaklarımı sıcak tutacak botlardan ve çizmelerden yana oluyor. Bu kış belki kar yağar umuduyla Zaful'dan aldığım bu kar botları, kar yağmamış olsa da, içinin pofidikliği, ayağımı sıcacık tutuşu, rahatlığı ve pırıltısıyla beni benden aldı!


Kar botları (Slip On Glitter Snow Boots - Black 36) kısa boy bir model. Numaramı seçerken ürününün tanımına baktım. Burada, normal numaranızdan biraz daha küçük olacaktır yazdığı için 36 numarayı seçtim (çünkü aslında 35-35,5 arası giyiyorum. Evet miniminnacık ayaklarım var.). İçi pofidik yünlü kaplamadan oluşuyor ve ayaklarımı sıcacık tutuyor. Kalıbı da şaşırtıcı derecede rahat. Altı tırtıklı plastikten olduğu için kar/buz durumunda iyi tutar diye düşünüyorum (Ankara'da o havaya denk gelemediğimiz için o kısmını deneyemedim; ama kaykay pistinde koşarken ayağımı kaydırmadı :)) ).



Üstü ise harika, pırıl pırıl bir malzemeden yapılmış. Güneşte parlamasına bayılıyorum. Topuk kısmında ise parlak plastik-rugan karışımı bir detayı var ve bence hem botun deforma olmasını önlüyor, hem de şıklık katıyor. Ben bu botları deri veya jean taytlarla kombinlemeyi pek seviyorum!


Şu an sitede tükenmiş görünse de bence "Beni Haberdar Et/Notify Me When Available" kısmına mutlaka tıklayın, elinize ulaştığında pişman olmazsınız :) 

Mutlu haftalar!







Londra Kozmetik Alışverişi Rehberi: Alışveriş Caddeleri, Büyük Mağazalar, Drugstorelar, İngiltere'ye Özel Markalar...


13 Ocak 2016 Çarşamba

Bir alışveriş gurusu olmamama rağmen burada bulunmayan kozmetik mağazaları ve burada pek rastlamadığımız "bakışları üstünde hissetmeden mağaza gezme ve ürünleri deneme psikolojisi" o kadar hoşuma gitti ki, gitmeyi düşünenler ya da merak edenler için ufak bir rehber hazırlamak istedim (ufak deyince kısa bir yazı beklemiyorsunuzdur, değil mi?)

Biz kabin boyu valizle gidip döndüğümüz için cilt bakımı yerine genelde hep renkli kozmetikleri inceledim. Çünkü cilt bakım ürünlerinin gramajları kabin valiz ile seyahate uygun olmayacaktı. Dolayısıyla, bu yazı da biraz renkli kozmetik alışverişi üzerine oldu. 

Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum: hangi mağazanın kapısından adımımı atarsam atayım, kendimi çok rahat hissettim. Bu Boots'ta, Superdrug'da da böyleydi; Ted Baker, Burberry, Space NK gibi high end olanlarda da. Boots ve Superdrug'da satış görevlilerinin "yardıma ihtiyacınız var mı?" diye sorup "hayır teşekkür ederim, bakıyorum" deyince yanınızdan ayrılmaları ve uzaktan sizi rahatsız edici şekilde izleMEmeleri buradaki drugstorelarda da görmek istediğimiz hareketler. Burberry gibi mağazalarda da durum değişmiyor. Burada sanki marka sahibi kendisiymiş gibi davranan ve içeri giren insana "bu buradan alışveriş yapabilir mi?" yargısıyla bakıp ona göre davranan satış görevlilerinden sonra sürekli gülümseyen, sizi sanki markette geziyormuşsunuz gibi rahat bırakan, ama soru sorduğunuzda da güler yüzle yardımcı olup, bir şey almadığınızda da aynı güler yüzle uğurlayan satış danışmanları bana ilaç gibi geldi. Bilmiyorum, belki Türkiye'de high-end markaların müşterisi böyle muamele istiyordur... ama ben Londra'da gönlümce her mağazaya girip çıktım, alamayacak olsam da elledim, dokularına baktım... 

Londra'da ana alışveriş caddeleri Piccadilly Circus'tan başlayarak ulaşabileceğiniz Oxford Street ve Regent Street. Regent'ı kesen Carnaby Street ise bir diğer, daha butik, ama içinde Pixi gibi meşhur "Brit" markaların olduğu neşeli bir yer. Buradaki MAC, şimdiye kadar gördüğüm en büyük MAC olabilir. Yılbaşından sonraki gece mağazada bir DJ müzik yapıyordu. Her yer insan kaynıyordu ve tüm çalışanlar bütün şirinlikleriyle herkese yardımcı oluyorlardı. Ne güzel, değil mi? Bizim tercih ettiğimiz bir diğer merkez ise yine MAC, Kiko, Charlotte Tilbury, Boots, Dior, Chanel, L'Occitane gibi markaları bulabileceğiniz Covent Garden oldu. Ayrıca, Harrods'ın da bulunduğu Knightsbridge civarı da alışveriş sevenler için ideal. 


Selfridges ve Harrods, içinde her şeyi bulabileceğiniz ve hatta yemek de yiyebileceğiniz iki meşhur alışveriş mağazası/department store. Özellikle Harrods, ultra lüks ürünleriyle de turistlerin odak noktası. Bu iki mağazanın kozmetik reyonlarında NARS'tan Charlotte Tilbury'ye, İllamasqua'dan Tom Ford'a pek çok high end markanın ürünlerine ulaşmak mümkün. Türkiye'den de bildiğimiz Marks&Spencer ise "yiyecek" ve şık markaları da barındıran kozmetik ve bakım reyonlarıyla da bildiğimiz kalıbın dışına çıkıp bizi şaşırtan mağazalardan. Yine sıklıkla gördüğüm iki high end marka ise Burberry ve Ted Baker. Ted Baker'ın modellerine zaten bayılıyordum, orada epey inceleme şansım da olsu. Gerçekten rüya gibi... Orkide desenli çantaları ve aynı desen sahip etek/bluz takımlarında aklım nasıl kaldı bilemezsiniz! Burberry'nin ise daha çok kozmetik kısmına baktım. En çok ilgimi çeken, oje ve ruj yerleştirdiğinizde dudakta ve tırnakta nasıl duracağını gösteren standı oldu. Anneme buradan hediye bir ruj aldım; ama, almayı düşündüğüm farlarının pigmentasyonunu beğenmediğim için kendime bir şey alma ihtiyacı duymadım...


Top Shop, high street diye tabir edilen, ortanın biraz üstü fiyatlara ve kaliteye sahip, kendi kozmetik serisi de olan, sevdiğimiz diğer İngiliz markası. Kozmetiklerini İngiliz vloggerlar pek seviyorlar; ama bana fiyat olarak fazla geldi. Bunlar yerine başka ürünler almayı tercih ettim. Primark ise çok çok uygun fiyatlarıyla ve kıyafetten ev eşyasına, çocuk ve bebek ürünlerinden kozmetiğe ürün çeşitliliğiyle bizi bizden aldı. Kozmetik reyonu benim çok ilgimi çekmese de, I love... vücut ürünlerinin ve Hask saç bakım ürünlerinin de burada çok cüzi fiyatlara satıldığını görmüş oldum.

Alışveriş için ilk durağım, Londra deyince aklıma ilk gelen Boots oldu. Zaten her adım başında bir Boots bulmak mümkün. Genelde giriş kısmında Lancome, Clarins, Clinique gibi high end markalar, diğer katlarda, ya da tek kat ise arkalarda ise L'Oreal, Max Factor, Maybelline, Rimmel London, Revlon, Sally Hansen gibi drugstore markalar, çeşitli kişisel ve bebek bakım ürünleri ve reçetesiz satılabilen ilaçlar yer alıyor. Bizde drugstore olmayıp Boots'ta satılan diğer marka ise Essie! Türkiye'de de satılan markaları İngiltere'den almak hiç mantıklı değil; çünkü şaşırtıcı biçimde, İngiliz markaları bile bizimkine göre neredeyse %50 daha pahalı. Bu yukarıda saydığım, Türkiye'de de olan markalar dışında, Boots'a özel ve diğer mağazalarda görmediğim -benim ilgimi çeken- markalar ise Soap&Glory, No.7, Botanics ve Seventeen. Türkiye'de olmayan, fakat Boots'a da özel olmayıp diğer mağazalarda da bulunan ve benim merakla denediğim markaları ise Sleek, Barry M ve Collection. Promosyonları ve özel fiyatları oldukça bol olan mağazada kasada sürpriz indirimlerle ya da bir sonraki alışverişte kullanılmak üzere verilen 5 Pound civarı indirim çekleriyle karşılaşmak çok olası. Personelin ilgisi ve ürünlerle ilgili bilgi düzeyi de oldukça tatmin ediciydi. 


Boots'tan daha az yaygın olan ama farklı markalarıyla benim çok daha fazla ilgili çeken diğer drugstore ise Superdrug oldu. Yine L'Oreal, Max Factor, Maybelline, Rimmel London, Revlon ve Sleek, Barry M ve Collection markalarıyla birlikte, benim mağazada uzuun uzun vakitler geçirmeme neden olan Makeup Revolution, Make Up Academy, Tanya Burr ve I Love Makeup markaları da burada satılıyordu. Oxford Street'teki Superdrug'da the Balm standı da gördüm; ama fiyatları bizimkine de göre oldukça pahalıydı. Renkli kozmetik yanında Zoella'nın cilt bakımı ürünleri ve aksesuarları da şirin ambalajlarıyla ilgimi çeken diğer ürünler oldu. Makeup Revolution ve I Love Makeup standalarını görmeme çok sevinmeme rağmen, ürün stokları çok azdı... en dolusu bizim otelin karşısındaki Whitgift Centre'daydı şansıma. Sanırım bu markayı online almak en mantıklısı. 


Space NK ise merak ettiğim bir başka kozmetik zinciri idi. Burada daha çok NARS, Kevin Aucin, Becca, Hourglass, By Terry, Diptique gibi high end ürünler satılıyor. Türkiye'de muhtemelen bir rahat bakamayacağım ama deli gibi merak ettiğim tüm bu markaların ürünlerini, kimse tepemde dikilmeden, rahat rahat "mıncırdım". Hatta ben mağazadayken alışveriş yapan bir bayanın çocukları Kevin Aucin standından bir kaç ürünü devirdiler ama satış danışmanı dönüp de bakmadı bile. Space NK'den herhangi bir şey almasam da bütün bu merak uyandırıcı markaları denemiş olmak pek keyifli oldu.


Gelelim beni en çok heyecanlandıran iki İngiliz markasından birine... Oxford Street'teki iki katlı kocaman Lush mağazasını görünce ufak bir çığlık atmış olabilirim (ki genel turist eğilimi bu yöndeydi). Mağaza kocaman ve çok ferahtı, ve o kadar çok ürün çeşidi vardı ki... fiyatlar, hatırlayabildiğim kadarıyla, Türkiye'de vaktiyle satılan düzeydeydi. Ben girdiğimde mağazanın kapanmasına 10 dakika vardı ve o noktadan sonra içeri kimseyi almadılar. Ama içerideki müşterileri de "kovalamaya" çalışmadılar. Satış danışmanı kızdan yüzüm için bir maske istedim. Bana cilt tipimi, şikayetimi, nasıl bir sonuç beklediğimi sorduktan sonra hiç telaş yapmadan uzuuun uzun 3 ürün gösterdi ve hepsini elimde denedik. Maskenin etkisi için beklerken de keyifle sohbet ettik. Ben bir temizleyici ve bir de maske aldım; üstüne de Kübra'nın sorduğu bir ürünün testerını istedim. Hemen bir kap getirip testerı da ekledi. Mağazadan, kapanışından yarım saat sonra mutlu mesut ayrıldım. Sanırım bir daha Londra'ya gidersem, soluğu ilk Lush'ta alacağım!




Son bahsedeceğim ve benim için arzu nesnesi olan durak ise Charlotte Tilbury idi. Selfridges'in içinde standını gördüğümde biraz bakındım; ama hevesimi asıl Covent Garden'da yeni açtıkları mağazaya sakladım. Metrodan çıktığınızda sizi karşılayan bu şirin mağazanın içi de Charlotte Tilbury'nin kendisi gibi şık ve sevimli. Ortada bir stand ve tam karşı duvarda 8-9 adet "makeup look" bulunuyor. Bu görünüşlere ulaşmak için ihtiyaç duyacağınız ürünleri de her birinin altına dizmişler. Böylece size rehber oluyor. Satış danışmanları/makyaj artistleri çok sıcak kanlı ve yardımsever. Charlotte'un maillerindeki gibi size "darling" diye hitap etmeleri ise ayrı şeker. Mağazada beğendiğiniz ürünleri istediğiniz gibi deneyebiliyorsunuz ve size, isterseniz, çok yararlı önerilerde de bulunuyorlar. Dilerseniz merak ettiğiniz ürünü makyaj masasında size uyguluyorlar. Böyle anlık uygulamalar dışında, randevu ile makyaj uygulaması da yaptırabiliyor, eğitim alabiliyorsunuz. Online sistemden randevu alarak yaptırabileceğiniz bu makyajların fiyatı, eğer "lead artist/baş makyöz" seçerseniz 1 saat için 55 Pound. Makyaj dolabınız yenilenmesi, yararlı ip uçları ya da kırmızı halı uygulaması gibi değişik konulardan seçim yapabiliyorsunuz. Gelin makyajı 100 Pound (1'er saatlik iki uygulama içeriyor). Eğer mağazadan bir makyöz seçerseniz, 1 saatlik uygulamanın (makyaj dolabınız yenilenmesi veya yararlı ip uçları seçenekleri mevcut) fiyatı 35 Pound. 


Ben farlarımı seçerken tatlı makyöz bayana danıştım, ve o da göz rengim ve makyajda tercih ettiğim renklerden yola çıkarak bana önerilerde bulundu. Nasıl kombinleyebileceğimi ve öneri olarak bu ürünlerin de içinde bulunduğu setleri gösterdi. Rujumu alırken ise, aklımda olan rengi, daha önce MAC'ten aldığım Mocha rujla karşılaştırmak istedim. Baktığımızda "bu aynısı, bunu almayın" diyebildi mesela. Tabii ki birlikte başka bir renk seçtik! Seçtiğim rengi dudaklarıma uyguladı, yine kombin önerisinde bulundu ve merak ettiğim Magic Wonder bazın fiyatı yüksek olduğu ve sevip sevmeyeceğimi tam kestiremediğim için kendiliğinden testerını vermeyi teklif etti. Kısacası, gittiğim her iki seferde de epey vakit geçirip, mutlu mutlu ayrıldım mağazadan. Yolunuz düşerse mutlaka içeri dalın derim!

Yazmayı en çok istediğim, ama nasıl toparlayacağımı bilemediğim için yazmaktan en çok korktuğum konu buydu. Umarım sıkılmadan sonuna gelmişsinizdir! Bir sonraki Londra seyahatim için (ne zaman olur bilmiyorum, evrene mesaj yolluyorum) önerileriniz olursa merakla yorum kısmında bekliyor olacağım!







Londra Kozmetik Alışverişim: Boots, Superdrug, Charlotte Tilbury, Kiko, Lush ve MAC!


12 Ocak 2016 Salı

2 aydan fazla bir süredir pek bir harcama yapmamaya çalışarak Londra'dan yapacağım alışveriş için bir nevi para biriktiriyordum. Hedefim, burada olmayan ürünlerden/markalardan edinmekti. Zaten burada olanların fiyatlarının, Londra fiyatlarına göre neredeyse %50 daha ucuz olduğunu görmek de şaşırtıcıydı (İngiliz markaları için bile geçerli bu durum). Ben de, Türkiye'den satın alma imkanım olmayan ve daha önce alışveriş listeme eklemiş olduğum ürünleri almayı seçtim.


Bu yazımda yalnızca aldığım ürünlerden ve referans olması için fiyatlarından bahsedeceğim; alışveriş deneyimlerimi ise, mağaza mağaza, ayrı bir yazı olarak paylaşmayı planlıyorum.

İlk durağım tabii ki Boots oldu (gerçi her önünden geçtiğim Boots'u ziyaret ederek eşime fenalık geçirtmiş de olabilirim)! Bütün rafları didik didik inceledikten sonra İngiliz bloggerların pek sevdiği Collection markasının Eyes Uncovered-Nude paletiyle (bunun bronze olanını sonra gördüm, o da çok güzeldi) Maybelline Color Tattoo'ların Türkiye'ye gelmeyen Leather Effect/Creamy Mattes serisinden 98 Creamy Beige rengini aldım (Essie Button'ın favorisiydi bir ara). Daha sonraki günlerde uğradığımda ise Sleek markasının Matte Me likit rujlarının yok satan rengi Birthday Suit'i bulabildim ve kaçırmadım. Son gün ise trende tatlı bir kız oje sürüyordu, renge bayılıp numarasını sordum (kızcağız da pek sevindi, ah biz kadınlar, hemcinsimiz tarafından beğenilmeye bayılıyoruz, değil mi?). Rimmel London 60 Seconds serisinden Rapid Ruby rengi olduğunu öğrendim ve karşıma çıkan ilk Boots'tan bu ojeyi de aldım. İndirim olmasına rağmen (2,99 Pound'dan 2 Pound'a inmişti) Türkiye fiyatının 2 katını verdim ama pişman değilim (zira Kübra'nın annesi bu rengin Türkiye'de olmadığını söyledi; varsa da bana söylemeyin olur mu?) :)

-Boots-
Collection / Eyes Uncovered Palette, Nude -2,99 Pound
Maybelline Color Tattoo / Creamy Mattes, 98 Creamy Beige -4,99 Pound
Sleek / Matte Me, Birthday Suit -4,99 Pound
Rimmel London / 60 Seconds Nailpolish, Rapid Ruby -2,99 Pound (ben indirimle 2,00 Pound'a aldım)

Boots'tan sonraki drugstore hedefim tabii ki Makeup Revolution ürünlerinin satıldığı Superdrug idi. Otelimizin tam karşısındaki Whitgift Centre'de kocaman bir Superdrug ve içinde de bulabildiğim en dolu Revolution standı olduğunu görerek pek mutlu oldum! Aslında amacım Makeup Revolution Affirmation paleti ve Vivid Blush likit allıklarını almaktı; ama, ikisini de bulamadım. Ben de, yine Revolution markasına ait Flawless paleti aldım (renkleri taam benlik!). Aslında bütün paletlerini toplayasım gelmedi değil, ama gereksiz olacağını düşündüğüm için daha yararlı şeylere harcama yapmayı tercih ettim ve Make Up Academy -MUA standına yönelerek biiir sürü güzel ürünün arasından Power Pout Acrylic rujların Unwrapped rengini seçtim. 

-Superdrug-
Makeup Revolution / Flawless Eyesdahow Palette -8,00 Pound
MUA / Power Pout Acrylic, Unwrapped -3,50 Pound (ama galiba ben indirimli almıştım)

Caddelerde dolaşırken bir kaç kez Kiko mağazasına rastladım. %70'e yakın indirim olduğu için ana caddelerdeki Kiko'lar itiş tepişti ve nefes almak mümkün değildi. Covent Garden'daki mağazayı nispeten sakin bulduğum bir gün ise içeri dalıp, bayıldığım Long Lasting Sticklerin 1,99'a indiğini görünce bayram ettim. Ben de olmayan ve şahane bir rose gold olan 35 numarasını MUA bana buldu sağolsun, sadece bunu alarak mutlu mesut mağazadan ayrıldım.

KİKO / Long Lasting Stick, 35 -1,99 Pound (normal satış fiyatını hatırlamıyorum)

Londra'ya gelirken MAC'e yazıp Back-to-MAC'ten yararlanıp yararlanamayacğımı sormuştum. Olumlu yanıt alınca da 6 adet boş MAC ambalajımı yanımda getirmiştim (evet, resmen deniz aşırı çöp taşıdım). Bu ambalajları MAC'e götürerek bedava rujumu aldım. Benim seçimim Satin serisinden Mocha oldu; ama aklım fena halde Chili'de de kaldı. Önümüzdeki aylarda alırım gibi geliyor...

MAC / Satin Lipstick, Mocha -13,50 Pound (ama ben bedavaya aldım)

Oxford Street'te gezdiğimiz bir akşam ise karşımda iki katlı devasa Lush mağazasını görünce soluğu tabii ki burada aldım! Yine daha ayrıntılı anlatacağım; ama, satış görevlisiyle uzunca bir sohbetin ardından benim cildime iyi gelecek ürünlerden Let the Good Times Roll temizleyici ile Oatfix maskeyi alarak çıktım. Ah Lush ah, niye bizi terk ettin ki?

Lush / Let the Good Times Roll Cleanser -6,65 Pound
Lush / Oatfix Mask -6,95 Pound

Ve gelelim alışverişin son ve "piéce de résistance" parçasına... Aslında ilk gün Selfridges'e gittiğimde gördüm Charlotte Tilbury standını. Ama şöyle bir bakıp hevesimi Covent Garden'da yeni açılan müstakil mağazalarına sakladım. 31 Aralık'ta Covent Garden'a gidip, metro istasyonundan çıkar çıkmaz "my darling" Charlotte Tilbury'nin şeker mağazası ile burun buruna geldim! Son derece tatlı ve ilgili makyaj artistinin yönlendirmesiyle -aslında daha önceden rengini çok beğenmiş olduğum- Eyes-to-Mesmerize krem farların Mona Lisa rengini ve orada deneyip bayıldığım ve yine aynı tatlı kızın "bu sizin gözlerinizi vurgular ve kırmızı rujla da harika gider" dediği Colour Chameleon kalem farların Amber Haze rengini "alıverdim". Gitmeden bir gün önce ise, akşam geç bir saatte eşim "son bir kez Covent Garden'a gidelim" dedi ve mağazayı saat 8 olmasına rağmen açık görünce bana bir hediye almayı teklif etti. Reddemeyeceğim bu teklifi K.İ.S.S.İ.N.G rujların Coachella Coral rengi ile değerlendirdim. Bu arada, tatlı makyaj artisti bayan bana çok merak ettiğimi söylediğim Wonder Glow makyaj bazının deneme boyunu da (ben istemeden) vermeyi ihmal etmedi.

Charlotte Tilbury / Eyes-to-Mesmerize Cream Eyeshadow, Mona Lisa -22,00 Pound
Charlotte Tilbury / Colour Chameleon Eyeshadow Pencil, Amber Haze -19,00 Pound
Charlotte Tilbury / K.I.S.S.I.N.G Lipstick, Coachella Coral -23,00 Pound

Şimdi yeniden kozmetik diyetime -bu sefer çok daha sıkı bir şekilde- dönüyorum; çünkü, elimdeki bu ürünler bana çook çok uzun süre hem miktar hem de "haz olarak" yeter :) Aklımda bir şey kalmadığı ve yaptığım listenin çok da dışına çıkmadığım için de ayrıca mutluyum! 

Peki, yazmaya ve yorumlamaya önce hangisinden başlayayım? 

Sevgiler ve mutlu haftalar!!!







Sleek Blush//Allık -Antique


10 Aralık 2014 Çarşamba

Bir önceki yazıda bahsettiğim gibi, Sleek markasından aldığım ikinci ürün ise yine geçen seneden beri göz koymuş olduğum Antique isimli allıktı.


Yine siyah, ince ve şık bir ambalaja sahip allığın kapağında kapakla aynı boyutta aynası mevcut. İöinden fırça vs çıkmıyor, ki bence bir eksiklik değil. 


Allık kahve tonlu, simli bir gülkurusu. Simleri panda iri iri görünse de yüzde bu şekilde durmuyor. Ben ilk başta NARS Sin'e çok benzettim; ama Sin mürdüme bakarken bu allık daha sıcak ve kahveye dönük. Dolayısıyla tende de çok daha doğal duruyor.


Allık fırçaya alırken biraz tozutsa da uygulama sırasında sıkıntı yaratmıyor. Swatchlarda çok pigmentli durmasa da fırçayla uygulamada elinizi hafif tutmazsanız palyaçoya dönme olasılığınız yüksek. Dolayısıyla ben bu allığı Real Techniques Blush Brush ile uyguluyorum ve elimi hafif tutuyorum. Vintage Romance paletindeki farlarla harika kombinleniyor bu allık ve kışın yaptığım tüm makyajları çok güzel tamamlıyor. Fondöten üstünde kalıcılığını da oldukça tatminkar buldum. 


Sleek markası ülkemizde satılmıyor; ancak, Instagram üzerinden bazı satıcılardan temin edebilir; ya da Cloud10Beauty gibi sitelerden şansınızı deneyebilirsiniz...







Sleek i-Divine Vintage Romance Eyeshadow Palette//Far Paleti


9 Aralık 2014 Salı

Geçen ay babacım Londra'ya gitti. Birinici derece yakınlarımdan biri yurtdışına gittiğinde bir şey istemezsem rahatsız oluyorum ben :) Şaka bir yana, Boots'tan aklımdaki bir kaç parça şey ile Lush'tan da çok sevdiğim Lemony Flutter siparişiyle babamın Londra seyahatini az hasarla atlatmış oldum. Sleek'ten aldığım Vintage Romance far paleti ile Antique isimli allık da bu siparişlerden ikisiydi (allığı da yarın okuyabilirsiniz)


Vinatage Romance geçen sene piyasaya sürüldüğünden beri ilgimi çeken bir palet oldu. İçindeki morlar ve mürdümler beni çok cezbetti. Ama yurtdışından almaya pek cesaret edemediğim için beklemedeydim. Palette 12 adet, çoğu simli, bir kısmı sedefli ve bir tanesi de mat far bulunuyor. Sleek adına uygun incecik siyah ambalajı, kapağındaki kocaman aynasıyla çok şık. 


Paletteki farların ismi gerçekten pek romantik ve şirin... Paletin bir adet de çift taraflı aplikatörü mevcut; ama pek kullanışlı olduğunu söyleyemem.


Daha önce almış olduğum Oh-So-Special paletinin pigmentasyonundan ve yapısından pek memnun kalmamıştım doğrusu. Dolayısıyla, bu paletten de pek beklentim yoktu. Ancak, farlar beklediğimden daha pigmentli, yumuşak ve kalıcı çıktı. Tek sorunları fırçaya alırken tozutup uçuşmaları. Ama, toz toz olup göz çevresine dökülmüyor yine de. Aşağıda bazsız, tek darbeyle elde edilmiş renkleri görebilirsiniz...



Renkleri swatchladığımda pandakinden çok daha ilgi çekici olduklarını görmek de ayrı bir sürpriz oldu benim için. Özellikle Bliss in Barcelona, A Vow in Venice ve Romance in Rome'un duochrome yansımaları beni benden aldı. Propose in Prague harika bir karıştırma rengi ve neredeyse elimdeki her türlü farın rengini yumuşatmak için gözün katlanma böglesine sürebiliyorum. Honeymoon in Hollywood ve Forever in Florence ile gölge yapmaya bayılıyorum. Lust in LA ve Court in Cannes ise göz kapağında kullanmayı en sevdiğim renkler. Meet in Madrid ve Pretty in Paris ise aydınlatma amacıyla kullanmak için gayet uygun iki cici parlak renk. 

Bu paletle bir süredir "oynuyorum". Naturel tonlarda ve uçuk renklerde makyaj yapmayı sevenlere göre pek değil çünkü renklerin tamamı neredeyse koyu tonlar. Gündüzden çok geceye uygun gibi; ama ben aşağıdaki makyajlarım hepsini işe giderken yaptım. Gözlükle kullanırken çok göze batmıyor.


Göz kapağı: Lust in LA
Crease: Propose in Prague
Gölge: Forever in Florence
Kaş altı/göz pınarı: Meet in Madrid

Göz kapağı: A Vow in Venice
Crease: Propose in Prague
Gölge: Honeymoon in Hollywood
Kaş altı: Pretty in Paris

Göz kapağı: Court in Cannes
Crease: Propose in Prague
Gölge: Honeymoon in Hollywood
Göz pınarı ve Kaş altı: Meet in Madrid


Sleek markası ne yazık ki ülkemizde satılmıyor; ancak, Instagram üzerinden bazı satıcılardan ulaşabilir ya da Cloud10Beauty gibi Türkiye'ye gönderim yapan sitelerden şansınızı deneyebilirsiniz. 







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.