Sephora Tekli Far: Cocoa Powder No. 21


8 Şubat 2012 Çarşamba

Sephora'nın indiriminden aldığım Cocoa Powder (No.21) rengi farı hiç bu kadar çok kullanacağımı düşünmemiştim. Vaktiyle bir makyaj uzmanının "kahverengi sizi yorgun gösterir" sözüne kanmamış olsaydım, bu "nude" ve kahverengi tonlarıyla çok daha önce tanışırdım; ama, bazen insanları dinleyesim tutuyor işte!

Sephora'nın mat tekli farlarının yapısı çok güzelmiş, yeni keşfediyorum! Toz toz olmuyor, pürüzsüz yapıda, fırçaya ve göze bulaşmıyor, fırçaya yeteri kadar far almak için uğraşmak gerekmiyor. Bir blogda "pigmentasyonu düşük" diye bahsedildiğini gördüm; ama, bence değil. Yalnızca, dağıtması biraz zor. Fırçayla iyice bastırarak dağıtmak gerekiyor.


Ben genelde ten rengi bir farla ve kahverengi göz kalemiyle kombinleyerek kullanıyorum bu farı. Tenime yakışmış olmalı ki, bu makyajı yaptığım her gün "bugün çok hoş görünüyorsun" iltifatı alıyorum :)

Baz: 
1- MAC Select Moisturecover NC20 kapatıcı
2- Jane Iredale Pure Pressed Powder -Natural
Göz kapağına ve kaş altına:
Estee Lauder far 
(seyahat boyu palette olduğunda numarası yazmıyor... açık, sedefli toprak rengi)
Crease bölgesi ve alt kirpik dibine:
Sephora Cocoa Powder far
(Sigma E25 Blending fırça ile)
Göz kalemi:
Yves Rocher Crayon Contour Regard Brun (kahverengi)
Rimel:
Clarins Wonderperfect 02 (kahverengi)
Kaş: 
Flormar No. 401 kaş kalemi

Kahverengi far sevenlere önemle duyururum!







Sephora Lip Attitude Glamour G10 Ruj


Sephora'dan yaptığım alışverişin son parçası bu ruj. Mat ruj gibi görünüyor; ama, yapısı yarı lip gloss. Sürülünce çok hafif duruyor, renginin yarı transparan veriyor (ki benim beklediğim tam olarak buydu). 


Ancak, hiç kalıcı değil ve nemli görünüşünün aksine dudakları pek nemlendirmiyor. Bu anlamda, farklı renklerini denemek isteyeceğim bir ruj değil. Güzel yanı, paraben içermiyor olması. İndirime girdiğinde, aklımda olan bir kaç başka rengini deneyebilirim belki...







Bitirdim #1


7 Şubat 2012 Salı

"Bitirdim" yazı serisinin ilk yazısını yazmak mutluluk verici. Bundan sonra, kendime hedef belirleyip bir ürün seçeceğim ve o ürün bitmeden yenisini/muadilini almayacağım. Yakın zamanda biten ürünler bunlar:


1- John Freida Curl Reviver Mousse: Kullandığım en iyi ve hafif köpüklerdendi. Çok beğenmiştim; ama, bioformumu yaptıralı çok uzun zaman olduğundan, bukleleri daha sağlam tutacak bir köpüğe ihtiyacım vardı. Bu şişeyi bitirdim, yerine Egos aldım. Henüz denemedim, bakalım JF kadar memnun kalacak mıyım? Kesinlikle öneririm!
(Ekim'de kullanmaya başlamıştım, Şubat ortasında bitti. Haftada en az 2 kere kullandım.)

2- GAP Scent Body Mist So Pink: Bu spreyin kokusuna bayılıyorum. Çok çok ferah, çok hafif. Ama, 30 küsür yaş için fazla hafif olabilir :) Bir daha sanırım almam, ama sonuna kadar kullanılmayı hak ediyor!
(Parfümü alalı 1 yılı geçti sanırım; ama, düzenli kullanmadım.)

3- Elizabeth Arden Sunflowers Eau de Parfum: Annem bunu yurtdışından getirmişti. İkimiz de kokusuna bayılıyorduk. Sanırım EA yeniden üretmiyor bu kokuyu... tam yaz zamanı kullanılacak, harika bir çiçek kokusuydu. Yurtdışına çıkan birilerini yakalarsam duty free'den bakmalarını isteyeceğim.
(Parfümü alalı 1 yılı geçti sanırım; ama, düzenli kullanmadım.)

4- DKNY Be Delicious: Ah... neffis yeşil elma kokusu! Bu parfüm tam benim kokum: hafif meyveli, hafif şekerli, hafif çiçekli! Bayılarak kullandım. Kullanılmayı bekleyen bir kaç şişe parfümüm olmasa, koşup yenisini alırdım!
(Parfümü alalı 2 yılı geçti sanırım; ama, düzenli kullanmadım.)

5- AHAVA Dead Sea Deep Cleanser: Bunu babam yıllar önce Ürdün-Ölüdeniz'den getirmişti. O zamanlar, civcivin henüz yeni doğmuş olması nedeniyle, cilt bakımına ancak banyodan banyoya vakit ayırabiliyordum. Bu ürün de benim kurtarıcımdı! Yapısı, yumuşaklığı, nemlendirmesi... herşeyi mükemmeldi! Şimdi baba horoz Ürdün'e gidecek pek yakında. Bilin bakalım alışveriş listesinde ne olacak? :)
(Normal kullanımda 6 ay gider diye düşünüyorum.)

6- L'Occitane Huile Amande: L'occitane'ın badem yağı duş jeli. Vanilya Club kutusundan çıkan nadir güzel şeylerdendi. Her güzel şey gibi, bu da bitti :) Güzel biri üründü; ancak, duş jeline o fiyatı vermeye gerek olmadığını düşünüyorum.
(Deneme boyu 7-8 kullanımlık.)

7- Nuxe Huile Prodigieuse: Nuxe'un kuru yağı da Vanilya'nın Aralık ayı kutusundan çıkmıştı. Bu gerçekten başarılı bir ürün. Kayısı yağım bittiğinde bu kuru yağı kullanmaya geri dönebilirim.
(10 mL'sini tam 1 ay boyunca her gece kullandım, çok ekonomik bir ürün.)

8- The Body Shop Deo-Dry Roll-On: Doğal içerikli, parabensiz bir roll-on idi. İndirimden almıştım. Kokusu da çok güzeldi; ancak, pek de kuru tutmuyordu. Bu roll-on'un güzel yanı, dış ambalajını atmayıp, yedeğini satın alabiliyor olmamız. Ama, performansını çok beğenmediğim bir ürün olduğu için, yedeğini alırken de indirimi bekleyeceğim sanırım.
(Mayıs'ta almıştım, arada Amway roll-on kullandım. Sanırım 4-5 ay gider.)

9- Fruttini Proseco&Pineapple Duş Jeli: Kokusu nefisti nefis!!! Pek kalıcı değildi; ama, duşta gerçekten insan mis gibi kokuyordu! Elimdeki duş jelleri bittikten sonra alabilirim...
(Deneme boyu 7-8 kullanımlık.)

10- The Body Shop Vitamin E Eye Serum: Bu ürün genç ciltler için (20-25 yaş arası) ideal bir ürün olabilir. Çünkü, nemlendirmesi güzel. Ama, daha olgun ve hatta hafif kırışıklık başlamış ciltlerde ne yazık ki çok etkisiz. Bitirene kadar çok uğraştım, fiyat/performans analizi oldukça iyi. Ama, ben -yaşım nedeniyle- bir daha almayı düşünmüyorum.
(Ağustos başında kullanmaya başladım, Aralık sonunda bitti.)

11- Rival de Loop Tırnak Yağı: Günü kurtarabilecek bir üründü; ama, çabuk bitti bence. Tırnak etini fena nemlendirmiyordu; ama, uzun vadede herhangi bir etkisi olmadı. Bunun yerine Sephora ve Burt's Bees'in tırnak eti bakım ürünlerini deniyorum şimdi...
(Kasım'da kullanmaya başladım, Şubat'ta bitti.)

Evet, çok şey bitirmişim. İçinde pek makyaj ürünü yok, sanırım uzun süre de olmaz. Bu ara akıllı alışveriş yapıp uzun uzun kullanabileceğim ürünleri tercih ediyorum. Bir sonraki "bitirdim" yazısında muhtemelen TBS serum, Biotherm yüz yıkama köpüğü, TIGI Bed Head sprey, Aldo Vandini ve Dove el kremleri, Aldo Vandini lip balm ve Murad Essential-C day moisture görürsünüz... 

Hedeflerim bunlar olsun!







Sephora Oje: No. 76, I Love Matte Khaki


3 Şubat 2012 Cuma

Sephora'dan aldıklarımdan bu oje. Marjo'yu okuyup fırçasından ötürü denemeye karar vermiştim. Mat görünümlü simli ojeleri çok seviyor olmam da cabası! Aslında niyetim, Jacuzzi Bubbles rengini almaktı; ama sonra, bu ilkbaharın da favori renklerinden olacak I LOve Matte Khaki yeşili görünce fikrimi değiştirdim. Rengin haki ile pek ilgisi yok, gri alt tonlu bir su yeşili denebilir ancak...


Çok rahat sürülüyor -kalın ve ucu hafif yuvarlanmış fırçası olan ojeleri seviyorum! Tek katta opak oluyor aslında; ama, gün ışığında sürmediğimden emin olamadım ve iki kat geçtim. Oldukça dayanıklı, üstünde topcoat bile yok; ama, soyulma, çizilme belirtisi de yok. 



Bundan sonra, Sephora'ya her uğradığımda, gözüm oje standına takılacak, biliyorum! Diğer renklerini gerçekten çok merak ediyorum!


5,5 mL için fiyatı 10 TL; bilginiz olsun...







Lucky Beads Broş


Bu broşu görüp çok heyecanlanmıştım; bilenler bilir... 

Dün elime ulaştı. Bugün takıp işe geldim. Böyle minik ama özel aksesuarlar beni mutlu ediyor, güzel enerji veriyor. 

askıda...

üstümde...
(Gömlek: Fabrika, Kazak: Kayınvalidemin el emeği)









Ideon: Tanrıların Yolu


2 Şubat 2012 Perşembe

Orhan Bahtiyar'ın bu kitabını aldığımdan şurada bahsetmiştim...

Bugün bitirdim kitabı. Bu kadar uzamasının nedeni, Ondan önce Sabahın Ucu'nu (Sibel Cemali) okumuş olmam ve uzun süredir beni esir alan yorgunluktan geceleri hiçbir şey yapamadan sızmam! Neyse ki işe servisle gidip gelmeye başladım da, kitap okumaya fırsatım oldu... 

Sabahın Ucu da beni etkilemişti. Kısa öykülerden oluşan, yazım dili ve öykülerinin kurgusu çok değişik bir kitaptı.

Ama, Ideon: Tanrıların Yolu tam olarak uzun zamandır okumayı istediğim kitapmış! 


Hem sürükleyici hem de dinamik bir roman. İçinde İkinci Dünya Savaşı'ndan dinlere, mitolojiden 1940'ların Türkiyesi'nin ufak bir profiline, Sünnilik-Alevilikten insan psikolojisine, Türk geleneklerinden Ege kültürüne herşey var. Herşeyden ufak ufak ama insanın aklında kalan bilgiler masalsı bir anlatım içine yedirilmiş. Şimdiye kadar kafamda belirsiz olan pek çok "ciddi" konuyu bu kitabı okurken çözdüm, diyebilirim. Bunun yanında da, nefes almadan okuduğum, hala daha sonunun etkisinden kurtulamadığım bir öyküsü var...

Ekşi Sözlük'teki yorumlara da buradan bakabilirsiniz...

Çok fazla ipucu vermeden, kitabın arka kapağı ve kitaptan bir pasajla baş başa bırakıyorum sizi. 

Okumanızı şiddetle öneririm!









Blog Manifestosu!


1 Şubat 2012 Çarşamba

Bir önceki gün kendimi Amazon'daki alışveriş sepetime Nars ve Benefit'in benzer renklerdeki allıklarını atarken yakalayınca (Benefit neyse de, Nars'ın fiyatı neredeyse buradaki fiyatıyla aynı) ve dün akşam da Viva'nın tüketim ile ilgili yazısını okuyunca, artık kendime bir çeki düzen vermem gerektiğini fark ettim!

Evet, makyaj yapmak, bakımlı olmaya çalışmak, kremlerle, ojelerle kendimi şımartmak bana çok iyi geliyor; rahatlıkla itiraf edebilirim! Ama, bir yandan da, dünya -bence özellikle dışında tutulmaya çalıştığımız- bir ekonomik krizle boğuşurken, aynı renk allığı üç değişik markadan almaya ya da yüzün yalnızca belli bir bölgesini biraz daha düzgün gösteren bir ürüne 100 TL'ye yakın ücret ödemeye ne kadar gerek var, bilemiyorum. Bazılarımız için belki makyaj ürünleri vb. de gereksizdir; bana göre değil. Ama, sorumlu ve sürdürülebilir biçimde tüketmek lazım. Orası kesin! 

Makyaj bloglarını okumaya başladığımdan beri, normalde alacağımın iki katı ürün alıyorum, orası da kesin. Ama bu, blogların suçu değil. İnsanın kendini frenleme mekanizması olmalı en başta. Yine de, "tüketime dayalı" bir blogun yazarı olarak başta kendime, sonra da okuyan bu minik topluluğa bir yararım olması umuduyla manifestoma başlıyorum:

1- Bitmeden Alma! Eğer kullandığım ürün kötü değilse, bir biçimde ihtiyacı karşılıyorsa, içindeki bitmeden/bozulmadan yenisini/muadilini alma (NOT: Güzel bir indirim fırsatı yakalanırsa, alınabilir).

2- Araştırma Yap! Almayı düşündüğün ürünü bloglarda ve bakım/makyaj sitelerinde (mesela, Makeup Alley, ya da Pudra.Com) araştır, fiyat/sürdürülebilirlik karşılaştırması yap (bu fiyata bu ürünü hep alabilir miyim?) ve sonra da kullanım süresini düşünerek satın al.

3- İhtiyacım Var Mı? Makyaj/moda blogları çok albenili oluyor, orası kesin. Ama gördüğüm ve beğendiğim her ürüne ihtiyacım var mı... orası muallak! Sırf "güzelmiş" diye ürünü alma; çok aklında kaldıysa, bir yere not et, vakti gelince satın al (bunu yaparken Madde-2'ye göz atmayı unutma). Ayrıca, bloglardaki basın bültenlerine ve "ücretsiz gönderilen ürün yorumlarına" dikkat et... her zaman gerçeği yansıtmayabiliyorlar.

4- Moda Ürünlere Dikkat Et! Kullanıcılar arasında çok popüler olan bir ürün sana göre olmayabilir ya da senin ihtiyacını karşılamıyor olabilir. Sırf "herkeste var" diye ürün almayı düşünme.

5- Çöp Kutusu Yazıları Yaz! Biten ürünleri ve bu ürünlerle ilgili yorumlarını bloga yaz. Böylece ürün hakkında en gerçekçi bilgileri aktarmış olursun. Ayrıca da bu yazılar seni, ürün bitirmeye ve bitmeden yenisini almamaya teşvik eder...

6- Ürün İçeriğine Bak! Bazen çok iyi markalar bile paraben, sülfat vb. içeren ürünler çıkarabiliyorlar. Neye, ne kadar para harcadığına dikkat et. 

7- İndirimlere ve Alışveriş Sitelerine Dikkat! Sırf indirimde diye işine yaramayacak ürün alma. İndirim, çok merak ettiğin ya da ihtiyacın olan ya da halihazırda kullandığın bir ürünü daha ekonomik olarak almak içindir!

Evet, şimdilik bu kadar :) Zaten bu 7 maddeyi hayata geçirebilsem, harcamalarım %50 azalır, aldığım ürünlerin kalitesi de %80 artar!

Sizin de ekleyecekleriniz olursa, okumaktan zevk duyarım :)







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.