Penti Çoraplarım


11 Ocak 2012 Çarşamba

Penti uzun yıllardır Türkiye'de çorap modasını belirleyen markalardan biri. Hepimizin ezbere bildiği bir marka. Her sezon çıkardığı çoraplardan mutlaka almışımdır. Yalnız, son yıllarda çorapların çok çabuk kaçmasıyla ilgili sorun yaşamaya başlamıştım.

Giydiğim çorapların inceliği ve kucağımda taşıdığım hareketli civciv faktörleri birleşince, bunun normal olduğunu düşündüm; ama, yine de aldığım bir çorabı en fazla bir kez giymek canımı sıkıyordu. Geçen aylarda aldığım Micro 40 DEN çoraplar da ikinci giyişimde ağlarından yırtılınca Penti'nin müşteri hizmetlerine bir e-posta gönderdim. Sağolsunlar, konuyla ilgilendiler ve çorapları mağazaya götürmemi istediler. Her ne kadar mağazada bir miktar sorun yaşamış olsam da, yine müşteri hizmetleri hem e-posta yoluyla hem de Twitter aracılığıyla konuyu takip etti ve haftasonu beni "çoraplarımı istediğim ürünle değiştirebileceğimi" söylemek üzere aradılar.

Bugün hem çorap değiştirmek hem de bir kaç çift çorap almak için Kentpark AVM Penti'ye gittim. İşte sonuç:


Öncelikle çok kullandığım siyah ve bu sezon favori rengim olan kum (dark sand) micro 40 DEN çoraplarımı diğerleriyle değiştirmek üzere aldım. Taşlı antrasit çoraplarda ne zamandır gözüm vardı. Sanırım yarın bu çorapları giymek için kendime kıyafet yaratacağım! 15 DEN petitcarre'li vanilya ve siyah çorapları ise görür görmez sevdim. Hatta eve gelip de paketinden çıkarınca, tahmin ettiğimden daha kalın olmaları çok hoşuma gitti! Giymek için sabırsızlanıyorum...



Ve Penti'de en çok sevdiğim şeylerden biri, paketlerinden "stil önerileri" çıkıyor olması. Çeşitli çoraplarla kombinleyeceğiniz kıyfate tarzlarını kartlara basıp paketlere yerleştiriyorlar. Çok iyi fikir! Ne yalan söyleyeyim, ben yararlanıyorum :)


Benim bu ayki Pentiler'im bunlardı, sizin Pentiler'iniz hangileri? :)







PRIORI Radiance Eye Serum -Coffeeberry


10 Ocak 2012 Salı

Annem sağolsun, yıllarca göz çevresi kremlerinin işe yaradığına hiç inanmadım; bu nedenledir ki, bu ürünler bana hep para ve zaman kaybı olarak göründü. Hatta, ilk "kaz ayaklarımı" fark ettiğimde bile "amaan, gülmekten oluyor, ne güzel işte, daha gencim, dur bakalım" diye geçiştirdim. Geçen sene aldığım Murad setin içinden göz çevresi kremi çıkana kadar da herhangi bir ürün kullanmaya gerek görmeden, böyle bir aymazlık içinde yaşadım gittim 32 yaşıma kadar! Hatta Murad kremden sonra da belirli bir ürün grubunu takip etmedim, elime ne geçerse onu kullandım.

Öyle yapmamak gerekiyormuş. Geçenlerde Anneyazar'ımın "horozcuğum, göz çevrene dikkat et, alarm veriyor" demesiyle silkelendim! Haklıydı da... O gün ve sonraki hafta kendisiyle konuyu derinlemesine irdeledik. En sonunda, hem Anneyazar'ımın, hem güzellik uzmanımın, hem de canlarım E. ve Y.'nin kullandığı ürün olan Priori Coffeeberry Radiance Eye Serum'u almaya karar verdim.

Priori bir dermokozmetik markası, kendilerinden "the anti-aging authority/yaşlanma karşıtı otorite" olarak bahsediyorlar. Tüm ürünleri %100'e yakın doğal. Zaten "pharmaceutical/kimyasal" olarak değil, "naturaceutical" olarak lanse ediliyor. Özellikle coffeeberry içeriği, yeşilçaydan 3 kat daha güçlü bir antioksidanmış. Radiance Eye Serum da, göz çevresi için toparlayıcı, mevcut çizgilerin görünümünü hafifletici ve yenilerinin oluşmasını önleyici bir ürün olarak tanıtılıyor.

Ben bu ürünü geçen hafta Trendy Kozmetik'ten %50 indirimli aldım! Sipariş verdiğimin ertesi günü elime ulaştığı gibi, yanında da Bioderma'nın plaj havlusunu göndermişler (fotoğraftaki turuncu fon). Kendilerine teşekkür ediyor, şiddetle de öneriyoruz! 6 Ocak'tan beri kullanıyorum. Tabii ki bir şey söylemek için erken; ama, çok çok minik miktarda bir ürün her iki göz çevresine de yetiyor ve ürünü uyguladıktan sonra gerçekten rahatlama ve gerilme -iyi anlamda- hissediyorum. 15 mL'lik pompalı tüpte geliyor; yani, hijyen kurallarına uygun ve ürünün tamamını kullandırmaya yönelik bir ambalajı var. Tek eksi yanı kokusu diyebilirim. O da dayanılmaz değil.

Kullanmaya başlamadn önce göz çevremin fotoğrafını çektim. İlk tüp bittikten sonra da fotoğraf çekip karşılaştıracağım... bakalım işe yaramış mı?

Bu ürünle birlikte 2012 dilek listemin bir maddesine kavuşmuş oluyorum, darısı diğerlerinin başına :)

EDIT: Bu ürünü sabah-akşam düzenli kullandım ve 2 ayda bitti. Herhangi bir gelişme/iyileşme de kaydedemedim. Fiyat/kullanım süresi benim için sürdürülebilir olmadığından artık kullanmıyorum... dolayısıyla, sonuçları hakkında yorum yapamıyorum. 







Pastel No.13 (Essie Bobbing for Baubles/Dior Perfecto/NARS Gallion Dupe?)


Ne zamandır Essie'nin Bobbing for Baubles ojesini arıyorum. En son Sevil Parfümeri'ye girip de "Essie'nin Bobbing for Baubles'ı var mı?" diye sorduğumda karşılığında boş boş bakan gözler görünce, S'ler Amerika'dan gelene kadar o sevdadan vazgeçmiştim. Hayır yani, bir kaç kozmetik blogu okusanız, en geç üçüncüde karşınıza çıkar bu oje. İşi makyaj olan birinin bilmesi gerekir, diye düşünmüştüm yalnızca. Her neyse...

Bu haftasonu dore oje bakarken gözüme çarptı bu renk... Olmuş mu? Bence olmuş!


Bobbing for Baubles sanki bir miktar daha lacivert; ama, bence bu da çok hoş bir renk. Tek kat yetmiyor; ama, ikinci katta tam rengini veriyor. Aynen BfB gibi koyu safir, mat, bu sezonun trendi... aynı zamanda bence son derece de klasik, şık bir renk.  Kısacası: bayıldım!

Koyu renk sevenler kaçırmasın :)







Gold Rush! -Pastel No.91


8 Ocak 2012 Pazar

Altına hücum!

Geçen yıllarda yanından bile geçmeyeceğim altın rengi, nam-ı diğer dore, bu sene gözümün en çok kaydığı, elimin en çok gittiği renk! Tabii vitrinlerde, dergilerde sıkça görüp aşina olmamın da etkisi var... 

Ne zamandır da, Batik'ten aldığım dore simli kazağımla kullanmak için dore bir oje arıyorum. Pastel No.91'i İstanbul'a gittiğimde kuzenimin banyosunda gördüm ve hemen not ettim. 

Dore simli kısa kazak: Batik, Parfüm: Carolina Herrera 212 VIP, Oje: Pastel No. 91

Cumartesi günü de Tunalı'da dolanırken gözüme çarptı! Aslında niyetim başka bir dore oje olan Golden Rose 335 bulmaktı; ama, Pastel No. 91'i görünce diğerini unuttum! Gerçekten çok güzel bir dore, çiğ değil, sapsarı değil... içinde minik simleri var.



Daha da önemlisi, kazağımla tam istediğim kombinasyonu verdi :) Tek katta opak aslında, ikinci katı sürünce rengi biraz koyulaşıyor (fotoğraflardaki hali alıyor). Oldukça da dayanıklı bir oje (simli ojelerin çoğunun olduğu gibi); ama, iki kat sürünce kuruması birazcık zaman alıyor.


Yukarıdaki resim de benim "altına hücum" kreasyonum :) Boynumdaki fuların markasını bilmiyorum; bana Kanada'da birlikte doktora yaptığım ve çok çok sevdiğim arkadaşlarımdan hediye...

Gündüz veya gece, parlamak isterseniz, Pastel No.91 aklınızda bulunsun.







Müşteri Dostu Mağazalar


7 Ocak 2012 Cumartesi

Bu hafta sonunu "müşteri hakları haftasonu" ilan ettim :)

Dün yayınladığım "Şikayetim Var" yazısından sonra, aslında biraz da iyi örneklerden bahsetmek gerektiğini düşündüm -ki tek yolun müşteriyi geri çevirmek olmadığı anlaşılsın, bu müşteri dostu mağazalar örnek olabilsin! 


Babam bizim civcive yılbaşında Koton'dan çok tatlı bir kaban almış. Barbour tarzı, kahverengi, nefis bir şey. Ama bizim civcive hafiften küçük geldi. Bu sene belki giyer, seneye giyeceğinin garantisi yok. İçine değiştirme kartı istemeyi unutmuş babacık, fişi faturası da kim bilir nerede... Dün şansımı deneyeyim, dedim. Kentpark AVM Koton'a gittim (yanımda bana destek olsun diye çok sevgili akıl hocam T. de vardı tabii!). Montun bir büyük bedenini buldum, kasaya gittim ve "bu bize hediye geldi, içinde değiştirme kartı yoktu ama oğluma küçük geldi. Bir büyük bedeniyle değiştirmek istiyorum, mümkün müdür?" dedim. Hiçbir şey sormadan "alalım ürünleri" dedi kasadaki bey. Tıkır tıkır işlemleri yaptı, mutlu mesut Koton'dan ayrıldık! 

İşin ilginci, Koton'un ürünleri yalnızca Koton Mağazaları'nda satılmıyor. Bir sürü irili ufaklı mağazada görebilirsiniz. Ve buna rağmen sorgusuz sualsiz, müşteriyi yormadan değiştirme yapmaları çok hoşuma gitti! İşte müşteriye verilen değerin güzel bir örneği!


Bu benim değil, canımın içi Y.'nin başından geçmiş bir olay. Mavi Jeans'in çok sevdiğimiz bir pantolon modeli var: Sophie. İkimiz de bundan 3-4 ay önce bu pantolonun kadifesini almıştık (daha doğrusu, önce Y. almıştı, bana şiddetle önermişti, sonra ben almıştım). Geçen gün Y. pantolonun erimeye başladığını fark etmiş. Baldırlarına gelen kısımlarda. "Baktığımda karşıdaki insanın yüzünü görebiliyordum" diye anlattı. Pantolonu almış, Tepe Nautilus AVM Mavi Jeans'e gitmiş (tabii ki aylar önce alınan ürünün fişi faturası yok yanında). Derdini anlatmış "Bakın durum bu. Pantolonumdan sizi görebiliyorum. Mavi Kartuş kartımla almıştım, ne zaman aldığıma bakabilirsiniz; ancak, daha taksitleri bitmedi." Kasada duran personel kayıtlara bakmış ve "Pantolonunuzun fiyatı karşılığı istediğiniz ürünü alabilirsiniz" demiş. 

Arkadaşım diyor ki:

"Eskiden Mavi'ye biraz mesafeliydik; ama, gönlümüzü fethetti... ve Mavi şimdi Amerika'yı keşfetti bizim gözümüzde!"


Bu firmayı ben internette Priori göz kremi ararken keşfettim. Bir çok dermokozmetik markasını çok uygun fiyatlarla ve kampanyalarla satıyor. Bir sonraki yazımda da bahsedeceğim, Priori Radiance Eye Serum'u piyasa fiyatının yarısına satın aldım (hatta hediye olarak yanında kocaman da bir plaj havlusu göndermişler). 

Ürünü aldıktan sonra, birlikte kırışıklara savaş açtığımız C.'ciğime de önerdim.O da fiyatını uygun bulup almış. Siparişi tamamladıktan bir süre sonra, firmanın bulunduğu İzmir'den bir telefon gelmiş. Telefondaki bayan "ürünü alırken tek çekim slip işaretlemişsiniz; ancak, sistemimiz onu 3 taksit olarak geçmiş. Sizden özür diliyoruz. Bir sonraki siparişinizde xx TL indiriminiz olacak"

Harika, değil mi? İşte bu, müşteriye karşı sorumluluğun gereğini yerine getirmektir. Açıkçası, yalnızca bununla bile bizim gönlümüzü kazanmışken, sipariş verdiğimizin ertesi günü ürünlerin elimize ulaşması ve yanına koydukları havlu hediyesiyle de bir sonraki alışverişimizi yine kendilerinden yapmamızı da garantilemiş oldular!

-----------------------------

Ben artık alışveriş yaparken Mavi Jeans ve Koton'a öncelik vereceğim. Müşteriye sundukları hizmetle, bunu hak ediyorlar çünkü! Ve tabii ki, dermokozmetik ürünlerimi de nereden alacağımı biliyorum! 

Bu mağazaların diğerlerine de örnek olmasını diliyorum! 

Peki, sizin paylaşacağınız başka örnekler var mı?







Şikayetim Var #1


6 Ocak 2012 Cuma

Hep alışverişi övecek ve teşvik edecek değiliz... Bence bir blogun sorumlulukları arasında, doğru yönlendirme de olmalı. 

Bugün başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum:

30 Aralık'ta Kentpark AVM M.A.C. mağazasından bir göz altı kapatıcısı aldım. Ben ürünleri MAC'ten genelde şöyle alırım: Mağazaya girerim ve "bir fondöten/pudra/allık/vb almak istiyorum, ne önerirsiniz?" derim. Mua (make up artist -makyaj uzmanı) da bana ürünü gösterir, uygular ve genelde memnun kalıp alır çıkarım.

Bu sefer de öyle yapmıştım. Yalnızca vaktim çok az olduğu için (AVM'nin kapanmasına 20 dk. vardı) hızlıca bir göz altı kapatıcısı gösterildi (Select Cover Up), uygulandı, ok, deyip alıp çıktım. Ama, ertesi gün uygulamaya kalktım, yok, ne fırçayla ne de parmakla dağılmıyor... bir de, göz altımdaki çizgileri acayip ortaya çıkardı. Şaşırdım.

Pazartesi işe geldiğimde, bloglarda bir araştırma yaptım ve pek çok kişinin de aynı şeyden şikayetçi olduğunu gördüm. Daha önce Kanada'dayken, çok rahatlıkla ürün değişimi yapabildiğim için, aldığım mağazaya geri götürmeye karar verdim...

Tabii, MAC her ne kadar büyük Amerikan markası olsa da, işler Kanada ya da Amerika'daki gibi olmuyormuş Türkiye'de, sayın çöplükseverler! Tamamen mağazayı koruma adına koydukları kural şu (mağaza zarar etmek istemiyormuş): 

Mağazadan aldığınız bir ürünü, ambalajını açmamış dahi olsanız, mağaza kapısından çıktığınız anda değiştirme hakkını kaybetmiş oluyorsunuz!!!

Dolayısıyla, benim değiştirme talebimi reddettiler. Israrlı olunca, mağaza müdürüyle yarın görüşüp bana haber vereceklerini söylediler. 

Şimdi haber bekliyorum mağazadan. Ama tavır ve anlayış hiç hoşuma gitmedi! M.A.C. gibi büyük bir markanın müşteri kaybetme kaygısı yoktur muhakkak; ama, bence Türkiye'deki franchise'lar da kalitelerini markanın adına uygun hale getirmeliler. Sonuçta ben, işini iyi bilen ve bana doğru şeyi önerebilen uzmanları olduğu için özellikle bu markayı tercih ediyorsam, onlar da bana işini düzgün yapan, velev ki yapamadı, hatasını telafi edebilen uzmanlar sunabilmeliler!

Sizin de aklınızda olsun, iki kere düşünmeden M.A.C'ten ürün almayın!

Edit: Sonuç ne oldu, diye merak edenler için: TIK TIK! Yine de, KentPark MAC bende yasaklı artık...







VOGUE Türkiye Ocak 2012


4 Ocak 2012 Çarşamba

Geçen pazartesi iş için Ankara'dan İstanbul'a gidip gelmem gerekti. Dönüşte kendimi ödüllendirip bir Vogue aldım. Ve içindeki bazı yazıları ve resimleri sizinle paylaşmak istedim.

NOT: Tüm yazılar ve fotoğraflar Vogue Türkiye Ocak 2012'ye aittir.

Önce dikkatimi Fashion Foie Gras'nın yazarı Emily Johnston'ın blog yazarları için tasarladığı çanta çekti (alttaki resimde, sol üst)! Gerçekten, böyle bir çanta çok muhteşem olmaz mıydı? Hem şık hem de fonksiyonel. O fotoğraf makinesi gözü beni benden aldı zaten!



Daha sonra da, "ofiste yeni makyaj trendleri" konusuna takılıp kaldım. Çünkü, bu yeni işe başladığımdan beri, "doğru miktarda makyaj" yapıp yapmadığımdan pek emin değilim :) Neyse, özetlemek gerekirse diyor ki uzmanlar:

1- En önemlisi ten makyajı. Ten makyajında hem cilt tonunu düzenlemek hem de gözeneklerin görünümünü azaltmak amaçlanmalı. Fondöten kullanılmasa bile mutlaka makyaj altı bazı kullanılmalı (sağ üstteki fotoğraf). Tenin kendi tonuna yakın seçilen aydınlatıcılar ve kapatıcılar da, yorgunluk izlerini gizleyeceği için, ofis makyajının vazgeçilmezleri arasında!
2- Göz makyajında artık "güneşin doğuşu" denilen, koyudan açığa giden teknik uygulanıyor. Koyu renkler yalnızca kirpik diplerine, bakışlara aydınlık verecek açık renkler bütün göz kapağına yayılarak makyaj yapılıyor (sağ alttaki fotoğraf). Bir öneri de, makyajın akması riskine karşı, göz altına far veya kalem uygulamamak.
NOT: Demode görünümü engellemek için, elbiseyle aynı renk far kullanımından kaçınmak gerekiyor!! Örneğin, mavi gömlek giydiyseniz, mavi fardan uzak durmalısınız! Maviye kontrast bir renk seçebilirsiniz...
3- Yeni ofis makyajı trendlerinden biri de, canlı ve taze görünümü destekleyen ışıltı! Ama makyaj uzmanları, yüzün ve yanakların aydınlanıp ışıldamasını isterken, göz ve dudaklarda kesinlikle mat renklerin seçilmesini öneriyorlar (alt sıra, ortadaki fotoğraf).
4- Kırmızı, bordo, fuşya gibi renkli rujlar da revaçta. Konvansiyonel rujlar kullanılabildiği gibi, Benefit-Benetint gibi dudak boyaları (lip tint) da kullanılabilir (üst sıra, ortadaki fotoğraf). 
5- Ofis çekmecesinde bulundurulması gereken ürünler: Göz altına akan far veya maskara için losyonlu temizleme çubukları, cilt kirlenmesine karşı anti-pollution sprey (sol alttaki fotoğraf), makyaj üzerine uygulanabilecek nem veren bir krem, roll-on.


Ve gözüme çarpanlardan son seçtiğim de, YSL'nin ilkbahar-yaz 2012 kreasyonu için hazırladığı bu göz makyajları! Özellikle sağ üsttekini denemek için can atıyorum! Becerebilir miyim bilememekle birlikte, uğraşacağım!

Benden bu kadar... Daha fazlası için Vogue Türkiye 2012 Ocak sayısını edinmenizi öneririm :)







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.