cilt bakım rutini
cilt bakım rutini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

🎄 Seyahat Kozmetik Çantamda Ne Var? (2019 Yeni Yıl Versiyonu Bölüm-2: Cilt Bakımı) 🛫


26 Aralık 2019 Perşembe

Dünden devam ediyor ve renkli kozmetiklerim ile kişisel bakım ürünlerinden sonra seyahate götürdüğüm cilt bakım ürünlerime bugün birlikte bakıyoruz...


Bir süre önce cildim ne olduğunu tam anlamadığım bir şeye alerji geliştirdi ve iki haftadır çok sade bir bakım rutinim var. Ürünlerimi de değiştirmeyi de düşünmüyorum bir süre. Bu nedenle, hali hazırda kullandığım ürünleri yanıma almayı, tester deneme işini bu seyahatte bir kenara bırakmayı tercih ettim. 


Ürünleri kullandığım sırayla fotoğrafa yerleştirmek istedim; size de bu sırayla anlatayım. Diş macunu olarak evde seyahat boy ne varsa onu alıyoruz yanımıza. Bu seferki isimsiz, cisimsiz oldu. Makyaj temizleme yağı olarak Yves Rocher Pure Calmille Cleansing Micellar Oil'i seyahat boy şişeye aktardım. Yüz temizleyici olarak da Blana'cığımın bana tester yaptığı Uriage Cleansing Cream'i aldım (daha önce de kullandığım için gönül rahatlığıyla yanımda götürüyorum). Haftada 3 gece cildimi Foreo Luna 3 ile temizliyorum. Bendeki eflatun; yani hassas cilt için olan versiyonu. Adının hakkını veren bir ürünmüş; ben fırça kısmı (yani silikon temas noktaları) bu kadar yumuşak bir temizleme aleti daha kullanmadım. Geçirdiğim alerjik reaksiyon nedeniyle her gece fiziksel temizlik cilt bariyerime fazla gelebilir düşüncesiyle haftada 2 ya da 3 ile sınırlı tutuyorum kullanımı. Alerji sırasında bu şekilde kullandığımda hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadım. Makyajımı tamamen temizledikten sonra, cildimi ıslatıp krem temizleyicimi sürerek Luna 3 ile temizliğini yapıyorum. 16 farklı titreşim derecesi var ve ben tavsiye edildiği gibi 8 ile başladım. Yalnız 60 sn biraz yetersiz kaldı gibi hissettiğim için 8. titreşim seviyesinde 90 saniye kullanıyorum. Daha uzun süre kullandıktan sonra deneyimimi blogda sizlerle paylaşacağım tabii ki! Ama önden benim kullandığım Luna 3'ün detayları ve fiyat bilgisi için BURAYA bakabilirsiniz. Ayrıca diğer Foreo cihazlarını da ŞURADAN inceleyebilirsiniz.

NOT: Bir de, soğuk bir iklime gittiğim zaman cildim bir anda çok kuruyabiliyor ve makyaj da hoş görünmüyor. Berlin'de cildim çok kuruyup pullanırsa, renkli nemlendirici öncesi ölü derileri atmak ve cildi makyaja hazırlamak için de sabah Luna 3'ün temizleme kısmını kullanmayı planladım.


Alerjiden beri termal su + hyaluronik asit serumu ikilisinden vazgeçemiyorum. Bu nedenle Avéne Eau Thermale'in 50 mL boyunu aldım; Vichy Mineral 89'u da aynı ürünün göz çevresi için olan versiyonunun 15 mL'lik şişesine aktardım (ürün kaplarını atmayıp yıkayarak saklayan kaç deliyiz?). Cildimi temizledikten sonra bu ikiliyi uyguluyorum. Bu ara göz kremi kullanmıyorum; ama, Berlin ve Prag havası sert gelebilir diye düşünerek yanıma Bioderma Sensibio Göz Çevresi Jel'ini aldım. Bioderma'nın hassas ciltler için olan serisine ait bir ürün olduğu için sıkıntı yaratmayacağını umuyorum; ama, göz çevremde aşırı kuruluk hissetmezsem yine de açıp kullanmayacağım. Geceleri bu aşamadan sonra yine Foreo Luna 3'ü elime alıyorum ve bu sefer diğer yüzüyle masaj yapıyorum. Masajdan önce serumumdan (şimdilik Vichy Mineral 89, ama normalde Missha Time Revolution Blue Essence) bir kaç damlayı yüzüme noktasal uyguluyorum ki kuru cildimi çekiştirmeyeyim. Luna 3'ün 4 ayrı masaj modu var (göz çevresi, ağız çevresi, boyun ve tüm yüz). Bu modları yalnızca telefona yüklediğiniz app (uygulama) üzerinden çalıştırabiliyorsunuz. Daha sonra daha detaylı anlatacağım ama her gece evde profesyonel cilt bakım keyfi resmen! Yılbaşı gecesi de sokaklarda uzuun bir gece geçireceğimiz için, ertesi sabah şiş ve yorgun gözlerimi canlandırmada da masaj terapisi işe yarar diye düşündüm... O nedenle de seyahatte de mutlaka yanıma almak istedim, bağımlılık yaptı! Şarjı epey uzun süre gidecek gibi; zaten kullanım sırasında app'ten de ne kadar kaldığı takip edilebiliyor; ama, ben yine de minik kesesiyle kablosunu da yanıma alıyorum.


Termal su + hyaluronik asit ikilisinden sonra gündüz rutinimi nemlendirici ve güneş kremi ile tamamlıyorum. Nemlendirici olarak uzun süredir Bepanthol Sensiderm Nemlendirici kullanıyorum. Bir ara başka bir krem kullanmıştım, alerji yüzünden yeniden kendisine döndüm. Evde tam boyu var, testerlar da seyahat için harika oldu. Güneş kremi olarak da, daha önce Glow Balm'ını çok beğendiğim Missha markasından aynı serinin Glow Sun Base SPF 50+ PA+++ güneş kremi & makyaj bazı ürününü tercih ettim. İndirimde seyahat boy olan 10 mL'lik versiyonunu aldım; yapısı denediğim kadarıyla çok güzel. Yarı sedefli makyaj bazlarından, saten bir sonuç veriyor. Glow Balm aslında kuru ciltler için çok daha iyi, daha parlak ve nemli (yağ gibi); ama, güneş koruma faktörü nedeniyle tercihim Glow Sun Base oldu. Yorumlarımı dönüşte ileteceğim.

Gece ise, termal su + hyaluronik asit ikilisinden sonra Avéne Ysthéal Anti-wrinkle Cream'i uyguluyorum önce. Bu zaten 30 mL olduğu ve hava almamasına özen gösterdiğim için tüm ürünü yanıma aldım (çünkü retinoidim olmadan asla). Avéne'i uyguladıktan yarım saat kadar sonra da yine Bepanthol Sensiderm'i üstüne geçerek cilt bakımımı tamamlıyorum. 

Eğer havanın çok sertleştiğini hissedersem, Berlin'den Ordinary Marula Oil de alıp bu rutinin sonuna ekleyebilirim... o seçenek de aklımda.

Makyajın güzel durmasının sırrı da cilt bakımı olduğu için hiç üşenmeden her sabah ve akşam bu adımları uyguluyorum. Emin olun uygulaması, yazıp okumasından kısa sürüyor :) ben de kendimi şımarttığımı düşünüyorum; o nedenle ne bu ürünleri seyahatte taşımaya, ne de kullanmaya eriniyorum. 

Bakım çantama attıklarım da bunlardı. Peki siz de benim gibi cilt bakım delisi misiniz, yoksa seyahatte nemlendirici sürmeye bile üşenenlerden mi? Hadi yorumlarda paylaşın benimle! Çok sevgiler 💗







Retinoidleri Cilt Bakım Rutinine Dahil Etmek: Avéne Ysthéal Anti-wrinkle Cream & Tretin %0,05 Krem


19 Aralık 2019 Perşembe

Retinoidler, yani A vitamini türevleri, son yıllarda cilt bakımının en gözde içerikleri! Türkiye her ne kadar "ben içeriğe pek önem vermiyorum"cu influencerlar (?) tarafından ele geçirilmiş olsa da, bilinçli bir kesim de bu içeriğin müthiş etkilerini keşfetmiş ve rutinlerine dahil etmiş durumda. Ben -alanım olmadığı ve ahkam kesmekten hoşlanmadığım için- size A vitamininin kimyasını detaylı olarak anlatmayacağım (ama tabii ki biraz değinmem lazım). Sadece benim nasıl ve neden  cilt bakımımda kullanmaya başladığımı, hangi ürünleri tercih ettiğimi ve işlerin nasıl gittiğini anlatacağım.

Başlamadan önce, çok sevgili dermatolog arkadaşım Aslıhan Yonca Koçak'ın (@draslihanykocakklinigi) uyarısıyla, retinoidlerin gebelikte X kategorisinde olduğunu belirtmek istiyorum. Ayrıca kendisi, yazıyı çok beğendiğini iletti bana. Yani, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz :)

(X Kategorisi: deney hayvanları ve hamilelerdeki incelemeler ilacın fetusa zararını göstermiştir. Üstelik, bu gruptaki ilaçların hamilelerde kullanılmalarının yararları fetusa zararlarının yanında önemsiz kalır. X kategorisindeki ilaçlar, hamilelerde ve hamile kalma olasılığı bulunanlarda kontrendikedirler ve hiçbir şekilde kullanılmamalıdırlar. Daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz).


A vitamini türevleri, retinoidler, en çok bilinen ve araştırılmış yaşlanma karşıtı içerikler. Kolajen oluşumunu tetikleyerek kırışıkları ve ince çizgileri gidermeyi, yeni kan hücreleri yapımını hızlandırarak da cilt tonunu düzenlemeyi sağladıkları düşünülüyor. Uzun süre retinoid kullanmış kişilerin (mesela Hot and Flashy) bloglarında ve kanallarında anlattıkları ve paylaştıkları inanılmaz etkileyici!  Ciddi ve tanınmış dermatologlardan Dr. Davin Lim de iyi bir cilt bakımı için şu adımları öneriyor: "Sabah güneş kremi, öğleden sonra güneş kremi, gece retinol!" Ben de Davin Lim'in paylaşımlarını okuyup, sevgili Aysel'cim sayesinde Hot and Flashy'yi keşfettikten sonra retinoidleri rutinime eklemeye karar verdim ve başlamadan önce de, daha önceki Ordinary retinol faciama benzemesin diye epeyce araştırma yaptım.


A vitamininin 3 formu var: retinol --> retinaldehyde (retinal) --> retinoik asit. Retinoller hücredeki A vitamini döngüsünde parçalanarak önce retinaldehide (retinale), sonra da nihai formu olan retinoik asite dönüşüyor. Retinalden retinoik aside dönüşüm çok hızlı olduğu için, retinal içeren ürünlerin etkisinin de daha hızlı olduğu düşünülüyor (henüz retinoller kadar çok araştırılmış değil bu içerikler; ama, bir kaç bilimsel makaleye de rastladım araştırırken). Ayrıca, retinolden çok daha nazik ve cildi yormayan bir retionid olduğu için ben de başlarken bu içeriğe sahip kremleri tercih ettim. Çok severek takip ettiğim Gothamista da Avéne Ysthéal Anti-wrinkle kremi önerince, bu kremle retinoid macerama başladım. Ben kuru ciltler için olanını tercih ettim.


Gothamista'nın paylaşımlarında, retinoidlere başlarken cildin aşırı kurumaması için kullanılması gereken desteklerden de çok bahsediliyordu: Niacinamide, antioksidanlar gibi. Evet, niacinamide cilt bariyerini onarıcı ve çok iyi bir içerik. Ferulic asit de benim C vitamininden de çok sevdiğim bir antioksidan. Ama, gündüz güneş kremi kullandığınız ve cildinizi iyi nemlendirdiğiniz takdirde bence bu kadar fazla ürünü rutine dahil etmeye gerek yok; çünkü, retinoidler zaten yeteri kadar güçlü -bunu da biraz zor yoldan öğrendim (sanırım çok ürün kullanmaktan cildim aşırı hassaslaştı ve kontakt dermatit atağı geçirdim). Belki retinoid öncesinde bir süre Niacinamide gibi bariyer güçlendirici içerikler kullanarak cildinizin güç kazanmasını sağlayabilirsiniz. Çünkü cildin üst tabakasını soyduğu için biraz hassaslaştırıyor ve retinoid kullanımı cildi mutlaka ilk etapta biraz kurutuyor. Ama benim kişisel deneyimim, tüm bunlara değiyor olduğu yönünde.


Ben retinoid kullanırken gündüz güneş kremi kullanmanın ve cildi çok iyi nemlendiren, cilt bariyerini koruyan nemlendiricilerin (ve belki yağların) çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, retinoid kremin içeriğinin de nem ve yağ tutmaya yönelik olması, kompozisyonundaki retinoid oranının cildi yormayacak olması ve düşük dozda başlayıp adım adım arttırılması çok önemli. Bu anlamda, Avéne Ysthéal Anti-wrinkle Cream'in içeriğini de çok beğendim. İçeriğinde %0,05 oranında "retinal" bulunan bu krem gliseritler, mineral yağ (normalde sevmediğim bu içeriği retinoid kullanımında sıkıntılı bulmuyorum), stabilizasyon için BHT, peptidler ve E vitamini içeriyor. %0,05 size az gibi gelse de, cildin tolere edebileceği ve daha da önemlisi yarar görebileceği oldukça makul bir konsantrasyon. Yani etken maddenin illa içerik listesinin ilk sırasında yazması gerekmiyor. 


Somon renkli, yumuşak ve yağlı bir krem olan bu ürün 30 mL hava sızdırmayan pompalı şişede geliyor; ki, retinoidlerin stabil kalması için hava almaması önemli. Ben kremi ilk iki hafta 2 gecede bir, sonraki 2 hafta gece aşırı ve daha sonra her gece kullanmaya başladım. Zaten oldukça nazik bir ürün; ama, bu şekilde cildimde hiç aşırı bir kuruluk ya da pullanma, soyulma hissetmedim. Sadece 1 gece retinal yerine mandelic acid maskesi yapıyorum (Bee Beauty Sleep Mask) ve bir gece de aşağıda anlatacağım retinoik asiti kullanıyorum. 



Her gece cildimi temizledikten sonra termal suyla ıslattığım yüzüme hyaluronik asit serumu  (Vichy Mineral 89) uyguluyorum. Daha sonra yaşlanma karşıtı bir serum üstüne Avéne Ysthéal kremi elime 2 pompa alarak geçiyorum. Avéne'den yarım saat sonra ya nem maskesi, ya da Bepanthene Sensiderm krem kullanıyorum. Bepanthene Sensiderm'den daha sonra bahsedeceğim; ama, cildimin bu aşamada ihtiyaç duyduğu her içeriğe sahip, harika bir nemlendirici olduğunu kısaca yazmış olayım. Sizinle öncesi-sonrası sonuçlarını henüz paylaşmıyorum; çünkü, Ağustos başında bu rutine başladım ve ciddi sonuçlar almak için en az 6 ay düzenli kullanım gerektiği söyleniyor. Fakat bir kısmınız ilk aydan itibaren cildimdeki renk düzeninin, aydınlık ve sağlıklı görünümün farkına vardınız bile! Önerdiğim tüm arkadaşlarımın da benzer sonuçlar aldığını belirtmek isterim. Bu nedenle, 24 yaşından büyük herkese de hiç çekinmeden önerebileceğim bir ürün Avéne Ysthéal Anti-wrinkle Cream. Bence mutlaka bir araştırıp, aklınızın bir köşesine yazın :)


Şimdi bahsedeceğim Tretin %0,05 Krem ise reçetesiz ilaç kategorisinde olduğu için opsiyonel! Hatta blogda yazmak konusunda da biraz tereddüt ettim; ama, nasıl kullandığımı da anlatmak istedim. Lütfen siz kullanmayı düşünürseniz, bir dermatologa danışıp öyle başlayın. Ben sorumluluk kabul etmiyorum :) 


Tretin 0,05% krem, %0,05 tretinoin (A vitamini ya da retinoik asit) içeren, genelde de akne tedavisinde doktorların önerdiği bir ilaç. A vitamini döngüsünün son halkası olduğu için de piyasada dermokozmetik amaçlı satılan ürünlere göre çok daha agresif. Tüm retionidler gibi cildi soyarak ölü hücrelerden arınmasına ve daha aydınlık bir cilt ortaya çıkarmasına ek olarak, kolajen ve elastin üretimini tetikleyerek daha yumuşak ve dolgun bir cilde sahip olmanıza yardımcı oluyor. Aynı zamanda -dermatologların önerdiği amaca uygun olarak aknelerle ve- kırışıklarla da savaşıyor. 

Tretin gibi agresif ürünler daha çok yağlı ve hassas olmayan cilde öneriliyor. Hatta kuru ve çok kuru ciltlerin dikkatli kullanması gerekiyor. Cildiniz hassassa, önce kulak arkanızda ya da dirsek içinizde yama testi yaparak etkisinden emin olabilirsiniz. Ben de böyle yaptım. 


Kremin kıvamı hafif köpük gibi. Yumuşak ve aslında yağlı bir yapısı var. Ben bir nohuttan biraz daha fazla bir miktarı, termal su ile ıslattığım yüzüme uyguluyorum (bu kısma daha sonra yeniden döneceğim). Dudak çevreme ve boynuma getirmemeye çalışıyorum çünkü bu kısımlar oldukça ince deri ve aşırı hassaslaşıyor. Iritasyon ve hassasiyeti arttıracağı teziyle ıslak cilde retinoid uygulanmaz diye bilinir; ancak bu tezin, retinoidlerin ilk versiyonlarında daha çok geçerli olduğu son zamanlarda sıklıkla dillendiriliyor. Çok severek  ve güvenerek takip ettiğim @wearebats hesabının bir paylaşımında nemli cilde retinoid uyguladığında emilimin daha fazla, hassasiyetin çok daha az olduğunu okuduğumdan ben de bu şekilde denemek istedim. Ve bingo! Gerçekten takip eden günlerde cilt hassasiyetim, daha önceki denemelere göre çok daha azaldı! 


Dolayısıyla, Tretin'i de şu şekilde kullanıyorum artık: Nazik bir temizleyici (örn. Cerave Hydrating Cleanser) ile temizlediğim cildime termal su (Farmasi Awesome Drops -çinko da içerdiği için en sevdiğim termal su) sıkıp kurumasını beklemeden Tretin krem uyguluyorum. Yarım saat kadar sonra cildim kremi tamamen emmiş oluyor. Bu aşamadan sonra da yine yoğun onarıcı ve besleyici, nazik bir nemlendirici (örn. Bepanthen Sensiderm) ya da nem maskesi (örn. Origins Intensive Drink Up Mask) uyguluyorum. Böylece cildime daha fazla yağ, nem ve koruma sağlamış oluyorum.

Sonuçlar

Avéne Ysthéal kremi 4 aya yakındır; Tretin'i ise 2 aydan fazladır kullanıyorum. Avéne kremi Pazartesi-Perşembe arası her gece, Tretin'i sadece Cuma geceleri, mandelik asit maskesini ise sadece cumartesi geceleri uyguluyorum. 

Avéne cildimi belirgin şekilde hiç soymadı, çok nazik bir ürün. Dolayısıyla etkisi daha yavaş ortaya çıkıyor. O nedenle çok memnunum ve rahatlıkla öneriyorum. 

Tretin kullanmamaı takip eden 2 gün soyulma olmuyor; 3. ve 4. günlerde ise özellikle alın, burun ve çenemde soyulma yaşıyorum. İlk haftalarda soyulma epey yoğunken, son zamanlarda burun çevremdeki hafif soyulma dışında bir sıkıntı yaşamamaya başladım. Soyulma olan günlerde ten makyajı yapmıyorum ve güneş kremini öğleden sonra da sürüyorum. Tretin'in ciltteki iyileştirme etkisi çok daha hızlı ortaya çıkıyor; ancak, agresif bir ürün olduğu, ilaç kategorisinde satıldığı ve soyulma etkisi nedeniyle doktorunuza danışmadığınız sürece kullanmanızı önermiyorum.

Bahsettiğim gibi, burada henüz öncesi-sonrası fotoğrafı yok; ama aşağıya son 1-2 hafta içinde çekilmiş; yüzümde hiç ten ürünü olmayan ve sadece NYX Bare With Me renkli nemlendirici olan fotolarımı ekliyorum. Yaşım neredeyse 41. Bence başlangıç için fena değil gelişmeler...

Gün ışığı, hiç ten ürünü yok

Stüdyo ışığı, ten ürünü yok

Stüdyo ışığı, NYX Bare With Me renkli nemlendirici

Çok uzattığımı hissediyorum ama riskli bir içerik olduğu için biraz daha detaylı paylaşmak istedim.

Uyarılar

  1. Retinoid kullanacağınız zaman günlük rutininize mutlaka güneş kremini ekleyin (eğer halihazırda kullanmıyorsanız)
  2. Yavaş yavaş başlayın: 2 hafta boyunca 2 gecede bir, sonraki iki hafta gece aşırı ve sonra her gece gibi (ama bunu yalnızca dermokozmetik ürünler için söylüyorum. Tretin için ben hala haftada 1 geceyi aşmıyorum; 6 aydan sonra, soyulmalar durursa 2 geceyi düşünebilirim).
  3. Doktorunuzla konuşup doğrudan ve sadece Tretin de kullanabilirsiniz; ben öncesinde cildimi alıştırmayı daha uygun buldum.
  4. Özellikle Tretin kullanacakasanız, o akşam ve takip eden bir kaç gün fiziksel/kimyasal peeling yapmayın; cilt bariyerini güçlendirecek ve hassasiyeti giderecek serumlar tercih edebilirsiniz (Missha Madecassoside Ampoule, Missha Blue Essence Toner gibi)
  5. Soyucu içerikleri (retinoidler, mandelic asit, azelaic asit, glikolik asit gibi) üst üste kullanmamanız öneriliyor genelde; farklı ürünlerin farklı özelliklerinden yararlanmak istiyorsanız, -benim örneğimde olduğu gibi- farklı gecelerde farklı soyucuları kullanarak bir rutin oluşturabilirsiniz. 
  6. A vitamini güneş ışığına maruz kaldığında DNA hasarına yol açan serbest radikaller ürettiğinden, güneş kremi bile kullanıyor olsanız, gündüz rutininize dahil etmeniz önerilmiyor. Yalnızca geceleri kullanmak en mantıklısı.  
  7. Retinoidlerle C vitaminin aynı anda kullanılmaması gerektiği de söyleniyor bazı kaynaklarda; ama mesela Paula's Choice tem tersini iddia ediyor. Ben C Vitaminini seven bir insan değilim; ama siz seviyor ve rutininizde yer veriyorsanız, tedbirli davranıp gündüz C Vitamini, gece retinoid kullanımının daha mantıklı olacağını düşünüyorum... 

Bahar gibi bu yazıyı güncellemeyi planlıyorum. Bakalım fotoğraflardaki görünüm ne kadar fark edecek? Aklınıza takılanları yorumlarda sorabilirsiniz. Çok sevgiler!!! 







Cilt Bakım Rutinim (Haftalık Bakım): Kuru-Nemsiz Cildimi Nasıl Karmaya Çevirdim?


14 Ekim 2017 Cumartesi

Bir süredir cildimden ve kullandığım ürünlerden çok memnunum. Ve tek tek ürün yazısı yazmaktan da biraz sıkıldığımı fark ettim... O yüzden biraz ara verip size cildime çok iyi gelen ürünlerden bahsetmek istedim! Bu rutini 1 aydan uzun süredir uyguluyorum ve eskiden oldukça kuru görünen yanaklarım şu an sağlıkla parlıyorlar. Çenemde ya da burun etrafımda da pullanma, kuruluk yaşamıyorum. Cildim de genel olarak bence ışıltılı duruyor. 

Yazıyı sabah, akşam ve haftalık bakım olarak 3'e böleceğim. Böylece daha okunur olabilir diye düşünüyorum. Merak ettiğiniz ürünlerin detaylı yazılarına üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ama, bu kuru ve nemsiz cildi nasıl adam ettiğimi (aslında karma değil de normal olsaydı iyiydi; ama, olamadı) gerçekten merak ediyorsanız, 3 yazıyı da okumalısınız diye düşünüyorum :)


Sabah ve akşam rutinimden sonra sıra geldi cildimi çokça şımarttığım haftalık bakımlarıma! 

Temizleme


Haftada 2-3 kere, duştayken NYX Stripped Off Cleansing Salt Scrub ile yüzüme peeling uyguluyorum. Bazen de bu işi ipek kese ile yapıyorum. NYX'in bu scrubını temizlik ve cildi kurutmaması ile oldukça beğendim. Bu peelingi uyguladığımda, gece banyo yapmışsam eğer, ayrıca yüzümü temizleme köpüğü ile yıkamıyorum (ki cildi fazlaca temizleyip sebum salgısını arttırmayayım). 

Arındırma


Banyodan çıktıktan sonra, haftada bir kez, kil ya da kömür detoks maskelerimi uyguluyorum. Banyonun buharıyla gözeneklerim açılmışken içindeki kiri tamamen çekecektir diye düşünüyorum. Dönüşümlü olarak Origins Active Charcoal Mask ve L'Oréal Saf Kil Peeling Maskesi ve Saf Kil Detoks maskelerini uyguluyorum. L'Oréal maskeleri, Peeling'i T bölgeme, Detoks'u yanaklarıma olmak üzere "double-masking" yöntemiyle kullanmayı tercih ediyorum (Bir Zeynuş tavsiyesi). Her iki maskenin (maske kombinasyonunun) etkileri oldukça benzer: cildi tertemiz yapıyor, germiyor, pürüzsüz bir doku bırakıyorlar! 

Nem... Nem... Daha Çok Nem!


Yine haftanın 2 gecesi (biri tercihen maske uyguladıktan sonra), uyurken bakım yapan nem maskelerimden birini cilt bakım rutinim son aşaması olarak, Olivarrier Fluid Oil yerine kullanıyorum. Bunun için tek bir favorim yok! Origins Drink-up Intensive Overnight Mask hem yüzüm, hem de göz çevrem için kullandığım bir nem maskesi ve sabah kalktığımda cildimi bebek gibi gösteriyor. Gece nemlendirici gibi sürüp, temizlemeden yatıyorum. Korres Damask Rose Overnight Anti-Fatigue Mask ise hem kokusu, hem de etkisi nefis bir maske. Origins gibi gece kremi niyetine uygulayıp gece yatıyorum. Zaten daha uygular uygulamaz cildi daha canlı gösteriyor. Sabah da yine aydınlık ve dinlenmiş bir ciltle uyanıyorum. Bu iki maske de yedekli olarak bende mevcut :) Son favorim ise Apivita Face Mask with Orange -Radiance. Cilde aydınlık vermeyi hedefleyen bu maskenin içinde minik kürecikler var ve uygularken ciltte eriyor. Bu kürecikler cildi anında çok daha aydınlık gösteriyor. Satış danışmanı "bunu temizlemeseniz de olur" dediği için yine gece bakımı olarak kullanıyorum. Hem kokusu, hem etkisi muhteşem!

Özel Kür!


Bu özle kür hiç aklımda yokken piyangodan çıktı; ama, cildimin gidişatını değiştirdi resmen! Eşimin Rusya seyahati sırasında hakkında hiçbir fikrim olmadan sipariş verdiğim Natura Siberica'nın ikili bakım kürü (ki ben serum ve krem ikilisi sanıyorken kendisi kür çıktı), sonbaharda cildimin tam da ihtiyacı olan yenilenmeyi sağladı! Bir serum ve bir de kremden oluşan bu kürü, kutusundan çıkan minik kaplar içinde, yine kutudan çıkan spatulalarıyla karıştırarak kullanıyorsunuz. Önce, 14 gün boyunca her gece, cilt türünüze göre belli miktarda serum ve kremi karıştırıp (normal ciltler için 5 damla krem+5 damla serum) yüzünüze sürüp 10 dakika bekliyor ve sonra fazlasını peçeteyle alıyorsunuz. Ben genelde ıslak pamuk ile sildim. 14 gün sonunda, 2 ay boyunca, haftada 2 kez aynı işlemi uyguluyorsunuz. İlk 14 gün ben hiç ten makyajı yapmayarak ve bol güneş kremi kullanarak cildimin yenilenme sürecine destek olmaya çalıştım. Bu dönemde, cildim hafif hafif soyuldu. Şimdi 2 aylık haftalık bakım sürecindeyim; ve yine her uygulama sonrası cildim hafif hafif soyuluyor ve altından capcanlı bir ten çıkıyor. Bu kürü gece cildimi temizledikten hemen sonra uyguluyorum ve sonrasında Pixi Glow Tonic adımını atlıyorum. Rusya'ya giden olursa, ısrarla isteyiniz diyorum!

Evet geldik bu yazı dizisinin sonuna... Yazdıklarım çok zahmetli görünse de, ve pek çoğunuz eminim "ben makyajımı bile zor temizliyorum" diyecekse de, tüm bu yazdıklarım neme doymuş bir cilt için benim bulduğum ve vazgeçmeyeceğim çözümler. Ve aslında nemsizlik yalnızca kuru ciltlerin sorunu değil; her cildin sorunu. Özellikle de Ankara gibi kuruluk seviyesi saçmalık boyutunda olan bir şehirde yaşıyorsanız... Kaliteli içerik ve doğru sırayla doğru ürün kullanımı gerçekten çok önemli. Hatta, bana önerileriniz olursa da seve seve okurum.

Bir sonraki yazı dizisinde görüşene kadar, esenkalın!!!







Cilt Bakım Rutinim (Akşam): Kuru-Nemsiz Cildimi Nasıl Karmaya Çevirdim?


12 Ekim 2017 Perşembe

Bir süredir cildimden ve kullandığım ürünlerden çok memnunum. Ve tek tek ürün yazısı yazmaktan da biraz sıkıldığımı fark ettim... O yüzden biraz ara verip size cildime çok iyi gelen ürünlerden bahsetmek istedim! Bu rutini 1 aydan uzun süredir uyguluyorum ve eskiden oldukça kuru görünen yanaklarım şu an sağlıkla parlıyorlar. Çenemde ya da burun etrafımda da pullanma, kuruluk yaşamıyorum. Cildim de genel olarak bence ışıltılı duruyor.


Yazıyı sabah, akşam ve haftalık bakım olarak 3'e böleceğim. Böylece daha okunur olabilir diye düşünüyorum. Merak ettiğiniz ürünlerin detaylı yazılarına üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ama, bu kuru ve nemsiz cildi nasıl adam ettiğimi (aslında karma değil de normal olsaydı iyiydi; ama, olamadı) gerçekten merak ediyorsanız, 3 yazıyı da okumalısınız diye düşünüyorum :)


Akşam cilt temizliğim eve geldiğimde başlıyor. Makyajdan mümkün olduğunca çabuk kurtulmak istiyorum genelde ve makyaj temizlemek için bu ara kullandığım 3 farklı ürün var;
Makyaj temizliği için son 1 senedir sadece yağ ve/veya balm kullanıyorum ve cildime çok az pamuk değdirdiğim için çok mutluyum!


Gece yatmadan önce ise yüzümü önce Nivea Kuru Ciltler için Yatıştırıcı Cilt Temizleme Köpüğü ile yıkıyorum. Bu köpük hem nazik, hem kurutmadan güzel temizlik sağlıyor. Cildimi temizledikten sonra disk pamuklardan birini Pixi Glow Tonic ile ıslatarak tüm yüzüme uyguluyorum. %5 glikolik asit içeren bu tonik hem cildi nemlendirmeyi, hem de ölü derilerden arındırmayı vaat ediyor. Henüz çok yeni kullanmaya başladım; ama, zaten bu adımda mutlaka bir tonik uyguluyordum. Glow Tonic'ten daha sonra daha detaylı bahsedeceğim. Tonikten sonra akşam da alnıma ve göz çevreme, sabah rutinimde kullandığım The Ordinary Argireline Solution 10% uyguluyorum. Bu kuruduktan sonra, yine Olivarrier Dual Moist Toning Lotion'ı avuç içlerimde ısıtıp tampon hareketlerle cildime yediriyorum. İyice emildikten sonra bir gece The Ordinary Retinol 1%, bir gece de L'Anné Rejuvenation Serum'u dönüşümlü kullanıyorum. Retinoid'i cilt tonumu düzenlemesi ve cilt sorunlarımı (gözenekler, ince çizgiler, vb) hafifletmesi için uyguluyorum ve 1 aya yakındır kullandığım bu ürünün epey yararını gördüğümü söyleyebilirim. L'Anné Serumu ise yakın zamanda yazmıştım. Nem açısından harika bir serum olduğunu düşünüyorum; cildim adeta ışıl ışıl duruyor. Sanırım 2-3 günde bitirmiş olacağım; lekeleri açma konusunda da etkili olduğunu artık kesinlikle söyleyebilirim! Bittiği zaman elimdeki benzer ürünlere geçeceğim (Clinique Moisture Surge Hydrating Supercharged Concentrate ya da Palabs Hydralift Serum). Fakat L'Anné Rejuvenation Serum'u şiddetle öneririm! 


Gece rutinimde de gündüz kullandığım Apivita Wine Elixir Eye&Lip Cream'i kullanıyorum; ama, bir farkla! Altına mutlaka birer damla Jojoba Yağı'nı serum gibi kullanarak! Aslında göz çevresi için en iyisi Marula Yağı imiş; eğer bir yerde rastlarsam onunla devam edeceğim (rastladım ve aldım, yine the Ordinary'den yana oldu tercihim). Jojoba Yağı da aslında göz çevreme çok çok iyi geliyor; ama, işte bir kere Marula Yağı'nı duymuş bulundum :) Son aşama olaraksa gece kremi yerine bir kaç damla Olivarrier Fluid Oil Squalene'i avuçlarımda ısıtarak tampon hareketlerle cildime uyguluyorum. Bu yağ çok ilginç bir ürün. Cilde gereken nemi sağlayıp, bir yandan da sebum dengesi kuruyor. Sabah uyandığımda hiçbir şekilde ekstra yağlanma gözlemlemiyorum. Daha ziyade, pamuk gibi bir ciltle kalkıyorum.

Bir sonraki ve son yazım da haftalık bakımlarımla ilgili olacak. Haftalık bakımlar da bana göre sabah ve akşam rutinleri kadar önemli; cilde bir anda yükleme yapıp şımartan bakımlar. Dolayısıyla, hiç ihmal etmemeye çalışıyorum. 

Ayrıca, bitirirken yine ilk yazıda yazdığımı tekrarlamak istiyorum... Özellikle yazının gece yüzümü yıkamayla başlayan paragrafı zahmetli görünse de, ve pek çoğunuz eminim "ben makyajımı bile zor temizliyorum" diyecekse de, o paragrafta yazanlar neme doymuş bir cildin temelini oluşturuyor. Ve nemsizlik yalnızca kuru ciltlerin sorunu değil; her cildin sorunu. Özellikle de Ankara gibi kuruluk seviyesi saçmalık boyutunda olan bir şehirde yaşıyorsanız... Kaliteli içerik ve doğru sırayla doğru ürün kullanımı gerçekten çok önemli. Hatta, bana önerileriniz olursa da seve seve okurum. O zaman, üçüncü ve son bölümde görüşmek üzere, esenkalın!







Cilt Bakım Rutinim (Sabah): Kuru-Nemsiz Cildimi Nasıl Karmaya Çevirdim?


10 Ekim 2017 Salı

Bir süredir cildimden ve kullandığım ürünlerden çok memnunum. Ve tek tek ürün yazısı yazmaktan da biraz sıkıldığımı fark ettim... O yüzden biraz ara verip size cildime çok iyi gelen ürünlerden bahsetmek istedim! Bu rutini 1 aydan uzun süredir uyguluyorum ve eskiden oldukça kuru görünen yanaklarım şu an sağlıkla parlıyorlar. Çenemde ya da burun etrafımda da pullanma, kuruluk yaşamıyorum. Cildim de genel olarak bence ışıltılı duruyor.


Yazıyı sabah, akşam ve haftalık bakım olarak 3'e böleceğim. Böylece daha okunur olabilir diye düşünüyorum. Merak ettiğiniz ürünlerin detaylı yazılarına üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ama, bu kuru ve nemsiz cildi nasıl adam ettiğimi (aslında karma değil de normal olsaydı iyiydi; ama, olamadı) gerçekten merak ediyorsanız, 3 yazıyı da okumalısınız diye düşünüyorum :)


Sabahları yüzümü yalnızca su ile yıkıyorum. Bu cildimin yağ dengesini korumak için yıllardır uyguladığım bir yöntem aslında. Temizleyicileri akşama bırakıyorum. Yüzümü yıkadıktan sonra Olivarrier Dual Moist Toning Lotion'u iki avucumda ısıtarak yüzüme tampon hareketlerle  (ellerimle) uyguluyorum. pH'sı 5,5 olan, alkolsüz ve içinde squalene ve hyalüronik asit bulunduran bu hafif kıvamlı losyon cildimi hem sonraki bakımlara hazırlıyor, hem de gerçekten çok iyi nem veriyor. Hatta bu losyonu Gothamista'nın "7 Skin Method"ı ile uyguladığımda, başka nemlendirici kullanmasam da oluyor! Bu adımdan sonra alnıma ve göz çevreme The Ordinary Argireline Solution 10% uyguluyorum. The Ordinary ürünleri için topluca bir inceleme yazısını daha sonra yazacağım; ama, argireline Lipotec firması tarafından geliştirilen ve ciltteki ince çizgileri gidermeye yönelik bir ürün. "Şişedeki Botox" olarak da bilinen bu solüsyonun 1 ayda etkisini göstermeye başladığı söyleniyor. Ben henüz 2 haftadır kullanıyorum; gözlemlerimi daha sonra yazacağım. Argireline'in emilmesini bekledikten sonra cildimi herhangi bir termal su ile ıslatıp (favorim Caudalie Grape Water; ancak burada temsili olarak Dermalogica Antioxidant Hydramist mevcut) The Ordinary Hyaluronic Acid 2% + B5 Serum'u tampon hareketlerle uyguluyorum. Bu serumu epey beğeniyorum ve bu ikinci şişem; ancak, bitince yerine muhtemelen Buffet olanı alacağım.


Göz çevrem için yaz ortasından beri Apivita Wine Elixir Eye&Lip Cream kullanıyorum. Üzüm özü içeren yaşlanma karşıtı bu göz çevresi kremi hiç nem vermiyor gibi gelse de baya baya yararını gördüm. Üstelik göz çevresini anında toparlıyor. Yazısını yazacağım umarım bir ara... Göz çevresini de nemlendirdikten sonra gündüz nemlendiricimi uyguluyorum. Son zamanlarda Atelier Rebul Gündüz Kremi'ni kullanıyorum ve verdiği nemden oldukça memnunum. Havalar biraz daha soğuyunca muhtemelen daha yoğun bir ürüne geçebilirim. Son olarak da mutlaka güneş koruyucu kullanıyorum. Bioderma Photoderm Max Aqua Fluid ise favorim!


Özellikle yazının ilk paragrafı zahmetli görünse de, ve pek çoğunuz eminim "ben bir krem sürüp geçiyorum" diyecekse de, o paragrafta yazanlar neme doymuş bir cildin temelini oluşturuyor. Ve nemsizlik yalnızca kuru ciltlerin sorunu değil; her cildin sorunu. Özellikle de Ankara gibi kuruluk seviyesi saçmalık boyutunda olan bir şehirde yaşıyorsanız... Kaliteli içerik ve doğru sırayla doğru ürün kullanımı gerçekten çok önemli. Hatta, bana önerileriniz olursa da seve seve okurum. O zaman, ikinci bölümde görüşmek üzere, esenkalın!








Seyahatte Cilt Bakım Rutinim (2015-2016 Yılbaşı, Londra)


8 Ocak 2016 Cuma

Dün bahsettiğim gibi, bugünün konusu seyahatimde uyguladığım cilt bakım rutinim ve kullanıp bitirdiğim saç ve vücut bakımı ürünleriyle ilgili yorumlarım olacak. 

Aslında, seyahatte yanıma alacağım ürünleri daha önce Instagram ve Snapchat'te paylaşmıştım. Fakat, yola çıkmadan iki gün önce gittiğim cilt bakımı ne yazık ki burun çevremi deli gibi kurutup bir de üstüne sanki güneşte yanmış gibi soyulmasına neden olunca Londra'ya gittiğim ilk gün soluğu Kiehl'sta aldım. Buradaki cilt bakım uzmanı önce cildimin yağ durumuna bakıp T-bölgemde yağlanma olduğunu ve yanaklarımın kuru olduğunu söyledi (kuruya dönük karma ciltliyim artık). Nemini ölçtüğünde ise %31 çıktı, ki bu genelde %40-50 arası olmalıymış. Bu kısmı zaten biliyordum, teyit etmiş oldum. Cilt analizi sonucu bana tatlı tatlı kullanırsam yararı olacak ürünleri anlattı ve hepsinin yapısını elimin üstünde gösterdi. Ve önce her birinden birer sample verip etkilerini görmemi önerdi. Sonuç olarak, aşağıdaki ürünleri alarak mutlu mutlu Kiehl'stan ayrıldım...


Verdiği ürünlerin hepsi bana 5 gün boyunca gece-gündüz kullanımda yetti; çünkü, her birinden ufak bir miktar kullanmam yeterli oldu. Yalnızca, Cucumber Herbal Alcohol Free Toner'ı sadece 2 gün kullanabildim. Daha sonra Beyond'un Angels Aqua Toner ürününe geçtim. İlk gece de cildimin uçuştan dolayı çok kuruduğunu hissettiğim için Beyond'un çok sevdiğim Himalaya Deep Moisture Serum-in-Oil ürününü kür olarak yağ ve serum yerine cildime uyguladım. 

Cilt bakım rutinimi ise şöyle kurdum: sabah sadece suyla yüzümü yıkayıp tonik-serum-kuru yağ-göz çevresi kremi-nemlendirici uyguladım. Gece ise yalnızca su yerine temizleyiciyi de rutinime ekledim ki tüm makyaj kalıntılarından kurtulayım. Kullandığım ürünlere gelince:


1- Miaorganical Cleanser: Benim elimdeki numune oldukça sıvı kıvamda ve hafif alkol kokan bir üründü. Cildimi güzel temizledi; ama, gerçekten içinde temizleyici mi vardı, tam emin olamadım...

2- Kiehl's Cucumber Alcohol Free Toner: Bu yeşil renkli toniğin yumuşak dokusunu ve cildimi nemlendirmesini oldukça beğendim. Tereddüt ettiğim nokta ise, paraben içermesi oldu.

3- Beyond Angels Aqua Toner: Jel kıvamındaki bu toniği en çok avucuma alıp tamponlayarak yüzüme uygulamayı sevdim. Essence-tonik arasındaki bu ürünün cildime güzel nem sağladığını düşünüyorum.


4- Kiehl's Hydro-Plumping Re-Texturizing Serum Concentrate: Aslında içinde silikon olduğu için uzak durduğum, %15 gibi yüksek oranda gliserin içeren bu serumu kullanmaya ikna oldum ve gerçekten çok sevdim. Ne yapsam da elimdeki serumlar bitmeden alsam diye düşünüyorum; çünkü, yüzüme uygularken sıvıya dönüşüp cildi nemlendirmesi bir harikaydı!

5- Kiehl's Daily Reviving Concentrate: Çok merak ettiğim bu gündüz kullanımına uygun kuru yağı deneme fırsatı bulduğuma çok sevindim. Açıkçası çok da beğendim. Cildimde yağlanmaya neden olmadı ve çok güzel yumuşattı. Elimdeki serumları bitirdikten sonra -yaz gelmemişse- almak isterim.
6- Miaorganical Göz Çevresi Kremi: Bu kreme bayıldım! Hem dokusu, hem yapısı, hem nemlendirmesi, hem de içeriği güzel! Gramajına göre fiyatı da uygun. Göz kremlerim bitince direkt alacağım ürün budur!

7- Kiehl's Ultra Facial Day Cream: Kiehl'sın bu meşhur kremini çok duymama karşın deneme fırsatım olmamıştı. Karma ve nemsiz ciltler için önerilen bu nemlendiricinin gerçekten çok hafif ve cildi neme doyuran bir yapısı var. Kesinlikle çok beğendim. Fakat içinde paraben olduğunu yine belirtmem lazım. 


Makyaj temizlemek için yanıma yalnızca Dermokil'in Yüz ve Göz Temizleme Sütü'nü almıştım. Yarı saydam kıvamdaki bu süt cilt makyajını güzel temizledi; ama, göz makyajında etkili olamadı. Ben de yanımda getirmiş olduğum Derma-e'nin ve Miaorganical'ın yüz-saç-vücut için kullanılabilen yağlarıyla göz makyajımı çözüp üstünden bu sütle geçtim. Yani kesinlikle tek başına seyahate götürülebilecek bir ürün değilmiş, pişman oldum.

Saç ve vücut bakımı içinse Beyond'un ürünlerini getirmiştim yanımda. Voluming Şampuan ve Professional Defense Saç Kremi fena ürünler değildi. Saçlarımı güzel temizleyip yumuşattı. Hatta saç kreminin yaban mersini kokusu bir harikaydı. Fakat, üstüne yağ geçmediğim gün çok elektriklendirdi. Dolayısıyla yeterince nemlendirmediğini hissettim. Duş jellerinin ikisini de sevdim, cildimi kurutmadı. Yine Body Defense Shower olanın kokusu bir harika; orman meyvelerini hissediyorsunuz ama rahatsız edici boyutta da değil. Tatlı kokuları sevenlere önerebilirim. Beyond'un Butterful Body Lotion vücut losyonunun çok hafif bir kokusu vardı ve nemlendirmesi harikaydı. Bunu beğendim! Nuxe'ün Fondant Firming Cream vücut losyonunun nemlendirmesini çok çok beğenmeme rağmen kokusu inanılmaz midemi bulandırdı. Bu yüzden kesinlikle tam boyunu alamam sanırım. 


Bu seyahat deneyiminden yola çıkarak önümüzdeki aylarda rutinime ekleyip uzun vadeli etkisini görmek istediğim üç ürün var: Kiehls'ın Hydro-Plumping Serumu ile Daily Reviving Concentrate yağı ve Miaorganical'ın Göz Çevresi Bakım Kremi. Cildimini gidişatını beğenmezsem Kiehl'sları elimdekiler bitmeden de alabilirim sanırım. Duruma bakacağım...

Mutlu haftasonları!!! 







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.